Ahsarla #etiket

27 Şubat 2015 Cuma

MOOCs: Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar

MOOCs: Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar | euronews, learning world





Tamamen çevrimiçi yapılan bir eğitimi ve
diplomayı, kampüste geçen bir üniversite hayatına yeğler misiniz?
Yükseköğretimin çevrimiçi yapıldığı bir Dünya’da, üniversite
kampüslerinin işlevi ne olacak?




François Taddei, Paris’te bulunan Disiplinlerarası Araştırma Merkezi’nin yöneticisi, aynı zamanda INSERM üyesi. Aurora Velez onunla yükseköğretimin içinde bulunduğu teknolojik dönüşümü konuştu.



François Taddéi:

Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurslar, yani MOOCs,
üniversite derslerini bir yükseköğretim programını çevrimiçi olarak
sunmayı içeriyor. Buraya dünyanın neresinde olursanız olun kayıt
yaptırabiliyor ve yükseköğretim derslerini takip ederek bir sertifikaya
sahip olabiliyorsunuz. Çevrimiçi erişim olanağı sayesinde ders esnasında
ek okumalar ve hatta kursu takip eden diğer öğrenciler arasında bilgi
alış-verişi yapılabiliyor.




Çevrimiçi kursların ilk uygulamaları sosyal paylaşım sitelerinden
daha fazla rağbet topladı. Sayı her geçen gün artmakta. Acaba yarının
dünyasında amfilere yer yok mu?




Kitlesel Açık Çevrimiçi Kurs’ların ilk uygulamaları yapıldı. Burada
açık kelimesi herkese kayıt olabilme imkanı anlamına geliyor. Asıl
ilginç olan ise dersin içeriğini oluşturan bütün bilgilerin herkese açık
olması. ‘Açık kaynak’ yani kullanılan kaynağın herkese açık olması
sayesinde çevrimiçi kurslar, her katılanın kişisel katkılarıyla daha da
geliştirilebiliyor. Son olarak açık müfredat kavramı var. Açık müfredat,
kursun içeriğinin herkesin erişimine açılması ve bu sayede müfredatın
kişisel olarak düzenlenebilmesi anlamına geliyor. Çünkü mesela Almanya
veya İsveç‘te aynı lise eğitimini almayız. Herkese hitap eden çevrimiçi
eğitimi ele alırsak, bütün öğrenciler aynı düzeyde dersleri takip
edemeyecektir.Yani dersleri farklı düzeyde kişilerin algılayabileceği
bir seviyeye getirdiğimiz takdirde daha geniş kitlelere ulaşabiliriz.




Tabii ki sertifika ve diploma için bir ödeme yapmanız gerekiyor. Ayrıca kişisel bilgilerinizi kontrol etmeliler. Yani eğitim
alan kişinin siz olduğunu, kız kardeşiniz ya da erkek kardeşiniz
olmadığını bilmeleri gerekiyor. Bence bütün öğrenciler hayatlarında bir
defa da olsa kopya girişiminde bulunmuştur. Çevrimiçi eğitim ortamında
kopya çekmek daha kolay. Bu problem eskiden beri eğitimcilerin kafasında
sorun oluşturur. Çevrimiçi ortamda sorun farklı bir hal alıyor. MIT
ve Harvard üniversiteleri bunu engelleyebilmek için öğrenci kartları
kullanıyor. Diploma için geçmeniz gereken sınavları bir merkezde
yapıyorlar. Ve siz kartınızla bu sınavlara girebiliyorsunuz.




Bugün eğitim bir sektöre dönüştü. Bunun anlaşılması gerekir. Bu
yüzden büyük şirketler buraya yatırım yapmakta. Yatırım yapılan miktar
milyar dolarla ifade ediliyor. Mesela sağlık harcamaları eğitim
harcamalarından daha önemli olarak görülür. Bu nedenle, sağlık
araştırmalarına yapılan yatırım, eğitim araştırmalarına yapılandan 15
kez daha fazladır. Yine de milli hasılada ikisi de neredeyse aynı orana
sahiptir.”




Röportaja ilişkin detayları internet sitemizde bulabilirsiniz. Şimdi Amerikan’ın en geniş çevrimiçi kurs ağı olan edX’in nasıl işlediğine bir göz atalım.



Günümüzün eğitim modelleri, Harvard Üniversitesi’nin eski binaları
gibi katı bir yapıya sahip değil. Dünya’da üç ana açık çevrimiçi kurs
sağlayan ağ var ve üçü de Amerika’da bulunuyor: Coursera, Udacity ve
edX. Edx uygulaması, Nisan 2012’de Ivy League üniversitelerinden MIT
tarafından başlatıldı. Edx çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Profesör
Lewin’in çevrimiçi fizik derslerine bu sene 2 milyon kişi katıldı.




MIT çevrimiçi kurslarını yayınlayan
platform, 2002 yılında başlatılıyor. Fakat sadece arkada bir kamera ile
bütün dersin filme alınmasından ibaret bu ilk uygulama, öğrencilerin
ilgisini çekmiyor.




Denez, edX editörü Denez:

“Daha sonra dersin içeriğine ilişkin materyaller ekledik ve değişik
açılardan yaptığımız çekimlerle daha canlı bir sınıf ortamı oluşturduk.”




Çevrimiçi eğitim kampüs içi eğitimden daha mı cazip?



Profesör Marcello Pagano, Harvard Üniversitesi:

“Bu film ile tiyatro arasındaki fark gibi. Yani hangisi daha iyi?
Bilemiyorum. Sonuçta ne kadar insan sinemaya gidiyor, televizyon
izliyor; ne kadarı bir gösteriyi canlı izlemeyi yeğliyor.”




Amaç harmanlanmış eğitim diye adlandırılan, kişiye özel çevrimiçi eğitim sunmak.



Anant Agarwal, edX Başkanı:

“Eğer bugün üniversiteler bu teknoloji tsunamisini kendi istekleriyle
kucaklamazlarsa, yarın dalgaların altında boğulurlar. Başarılı bir
üniversite, çevrimiçi eğitimi kampüsüne getiren ve bu sayede kendi
kampüsünü geliştirebilendir. Bence çevrimiçi eğitim, yükselen dalga
misali hepimizi içine alacak bir süreçtir.”




Bazıları için ise eğitimin kitlesel ve açık niteliği başarıya
ulaşmak için yeterli sebep olmuyor. Kitlesel açık çevrimiçi kurslara
katılan öğrencilerin yüzde 95’i programı yarıda bırakıyor.




http://www.nytimes.com/2012/11/04/education/edlife/massive-open-online-courses-are-multiplying-at-a-rapid-pace.html?pagewanted=all&_r=0



http://www.nytimes.com/2013/03/13/education/california-bill-would-force-colleges-to-honor-online-classes.html?ref=us&_r=0



Ucuz ve ulaşılabilir… Çevrimiçi yükseköğretim, kampüs eğitiminin sağladığı kaliteyi yakalayabilir mi?



Çevrimiçi eğitime ayak uydurabilen üniversiteler daha ucuz
fiyatlarla diplomalar sunmakta. İdaho’da bulunan Brigham Young
Üniversitesi diğer üniversiteler gibi bir kampüse sahip. Bu
yükseköğretim kurumunu diğerlerinden ayıran ise öğrenciye gerçek bir
dönüşüm olanağı sunması. Bütün dersler çevrimiçi eğitim sayesinde
yeniden takip edilebiliyor. 2002 yılında 11 bin olan öğrenci sayısı
bugün 18 bine ulaştı. Sınıflar canlı bir eğitim, kütüphaneler geniş bir
bilgi sunsa da öğrencilerin çoğu, dersleri çevrimiçi olarak evden takip
ediyor.




Üniversite yönetimi, fiyatları aşağıya çekerek eğitim imkanlarını geliştirebilmek için teknolojiyi kullanmaya karar vermiş.



Mormon cemaatine bağlı bu eğitim kurumu, başta iki yıllık bir kolej
iken, 2000 yılında aldığı bir karar ile 4 yıllık bir üniversiteye
dönüşür. Bu dönüşüm sonucu daha çok öğrenciye daha küçük sınıflarda
eğitim vermek gerekiyor. Amaç, dünyaca ünlü araştırma üniversiteleri ile
yarışmak değil. Bunun yerine eğitime ve kampüs içi öğretime ağırlık
veriliyor. Daha ucuz olan açık çevrimiçi eğitim yerine, kampüsü tercih
eden öğrenciler hedefleniyor.




8 yüzyıllık yükseköğretim tarihinde ilk kez karşılaştığımız bir
fenomen. Uzmanlara göre çevrimiçi eğitim alan öğrenci sayısı her sene
yüzde 30 oranında artmakta.




http://www.byui.edu/
http://www.forbes.com/sites/ccap/2011/08/22/qa-with-christensen-and-eyring-on-their-new-book-the-innovative-university/
http://www.universitybusiness.com/news/who-will-build-%E2%80%9C-innovative-university-henry-eyring
http://www.byui.edu/admissions/costs
http://nces.ed.gov/fastfacts/display.asp?id=76



Sosyal medya takipçilerimizden bazıları kitlesel açık çevrimiçi
eğitimi yararlı bulurken, diğerleri ise karşılıklı iletişim ve disiplin
yokluğundan dolayı eleştiriyor. Peki siz ne düşünüyorsunuz?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder