Ahsarla #etiket
Yeni bir Kuzey Suriye istemiyoruz Bunu kabullenmemiz mümkün değil Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Salı 27 Oca 2015
Yeni bir Irak istemiyoruz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Salı 27 Oca 2015
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Irak'tan sonra bir
de Kuzey Suriye’nin doğmasını istemediklerini belirterek,
"Bunu
kabullenmemiz mümkün değil.
Bu oluşumlar gelecekte büyük sıkıntılara yol
açacaktır"
dedi.
Afrika gezisi sonrası uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik
politikasının belli olduğunu, bunun üzerinde asla oynama yapmayı
düşünmediklerini söyledi. "Biz yeni bir Irak istemiyoruz" diyen Erdoğan,
şöyle konuştu:
“Nedir bu? Kuzey Irak. Şimdi de Kuzey Suriye
doğsun! Bunu kabullenmemiz mümkün değil. Burada Türkiye olarak
üzerimizdeki yükün ağır olduğunun bilincindeyim, biz buradaki duruşumuzu
korumak zorundayız. Aksi takdirde Kuzey Irak’tan sonra burada da bir
Kuzey Suriye. Bu oluşumlar gelecekte büyük sıkıntılara yol açacaktır.”
“Afrin–Kobani-Kamışlı manidar”
“Afrin,
Kobani, Kamışlı, bu şeritte böyle bir düzenlemenin yapılması da
manidardır” diyen Erdoğan, ‘Niye Halep’e yönelmiyorsunuz?’ diye sordu.
Halep’i hiç nazarı itibara almadıklarını, bunu ABD Başkanı Obama’ya da sorduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Sayın
Obama’ya söyledim, ‘Niye sizin için Kobani bu kadar stratejik?’ Dedi
ki, ‘Eğer buradan DEAŞ (IŞİD) galip çıkarsa o zaman diyecek ki, ‘Biz
koalisyon güçlerini mağlup ettik’. Orada yerleşik halk yok, 200 bin
insan bizim tarafımıza geçti. Orada savaşçılar var. Dedik ki, ‘Şu
bombaları atmayın, yanlış yaparsınız’. Maalesef bu görüşmeyi yapmamıza
rağmen, bilmiyorsunuz 3 tane C-130 ile oraya ne gerekiyorsa attılar,
yarısı DEAŞ’ın eline geçti. DEAŞ’ı kim besliyor o zaman? Iraklılarla
konuştuğumuzda, Bunların Musul’da eline geçenler yeni silahlar, bunlar
konvansiyonel silahlar, ağır silahlar, basit silahlar değil. Şimdi
burada da benzer gelişmeyi görüyoruz, bu gelecekte sıkıntı doğurabilir,
Halep bizim için ciddi önem arz ediyor. Rejim Halep’i bombalıyor.
Halep’te 1 milyon 200 bin insan, tarih var, kültür var, medeniyet var.
Gerçekten çok büyük bir tahribat. Temenni ediyorum ki Amerikalılar
görüşlerini yeniden gözden geçireceklerdir. Ve işin doğru olanı
bulunacaktır.”
“Yüzde 10 istikrar için gerekli”
HDP
Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Yüzde 10 barajı yüzünden
Meclis’e giremezsek Çözüm Süreci için iyi olmaz, gerisini devlet
düşünsün” şeklindeki sözlerinin sorulması üzerine Erdoğan, “Bir siyasi
partinin eşbaşkanı durumunda olan bir kişinin bu tür bir açıklama
yapmasının hiçbir siyasi edebe sığması mümkün değildir” dedi. Erdoğan
şöyle devam etti:
“Yüzde 10 barajını aşamayıp da barajın
altında kalırsam, Çözüm Süreci akamete uğrar, farklı bir süreç başlar. ’
Ya, Çözüm Süreci’nin akamete uğrayıp uğramamasının kararını sen mi
vereceksin! Çözüm Süreci’nin akamete uğrayıp uğramayacağının kararını
millet verecektir. Eğer seni yüzde 10’un altında bırakacaksa millet ne
demiştir; ‘Çözüm Süreci’nden memnunuz, siz yolunuza aynı kararlılıkla
devam edin’. Bu, bu demektir, ben bundan bunu anlıyorum. Çözüm Süreci
için kesinlikle şu anda hükümetimizin kararlı bir şekilde yoluna devam
etmesi lazım. Yüzde 10 barajı bir defa ülkemizin istikrarı için çok, çok
önemlidir. Koalisyon hükümetlerinin olduğu dönemlerde hiçbir zaman
yükseliş gelmemiştir, hep çöküş gelmiştir. Onun için bu dönemde de
buradaki istikrar yüzde 10 barajındadır.”
HDP’nin seçime
parti olarak girmesi ve barajın altında kalması halinde siyasi muhatap
olma imkânını kaybedip kaybetmeyeceği yolundaki soruya ise Erdoğan,
“Parlamentoda olduğu zaman siyasette muhatap olmak başkadır, parlamento
dışında olduğu zaman muhatap olmak başkadır. Hükümet STK’larla
görüşmeler yapıyor, değil mi? Onların da varsa bir STK’sı, istediği
zaman davet edip görüşebilir, yoksa görüşme mecburiyeti diye bir şey ve
hiçbir zaman da kalkıp ‘Biz parlamento dışındayız ama istediğimiz zaman
yine masada oluruz’ diye bir şart da koşamazlar. Çünkü STK’ların
yapısında bu olamaz, STK’ların kanaatlerinden istifade etme hakkı
hükümete aittir. Gerektiğinde bu görüşmeleri yapabilir” yanıtını verdi.
“Size karşı olan bize karşıdır”
Afrika’da
Cemaatin okullarını kapatma talebine nasıl bakıldığı yolundaki soruya
ise Erdoğan, “Söyledikleri şey şu: ‘Size karşı olan bize de karşıdır.
Biz, size karşı olan her unsura tavrımızı kesinlikle koyarız.’ Bu
noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın çalışmaları zaten devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanımız ile bu ülkelerin milli eğitim bakanları bir araya
gelmek suretiyle hem buradaki eğitim öğretim sistemleri, yine istiyoruz
ki bizim Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından eş olarak yürütülsün,
burada aksamalar olmasın, ama bunlar da buraları bu tür girişimlerle
kirletmesin” dedi.
1 Eylül 2015’te dershanelerin kapandığını,
okullardaki kayıtlarında da çok ciddi düşüşleri olduğunu kaydeden
Erdoğan, devletin yapılanması içinde bu örgüte karşı kesin tavır
bulunduğunu belirtti. Erdoğan, “Üçlü kararnamelerde de üst düzey
atamalarda kolay kolay karar mercilerine gelemiyorlar, gelemeyecekler.
Tabii bu 40 yıllık bir yatırım, 40 yıllık yatırımı 1 yılda çözmek,
halletmek kolay değil. Onun için biraz zaman alacak. Kararlıyız. Gerek
Sayın Başbakan’ın gerek hükümetin bu konudaki kararlılığını da
biliyorum. Belediyelerde de sürekli olarak Sayın Başbakan bu ikazları
sürekli olarak yapıyor” dedi.
“Seçim hayırlı olsun”
Yunanistan’da
Syriza’nın seçimi kazanmasıyla ilgili de ilk yorumunu yapan Erdoğan,
“Devletler arasındaki ilişkilerde devamlılık esastır. İktidarda kim
olursa olsun, Türkiye-Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelişmesini ve
güçlemesini sağlamak bizim için öncelikli konudur. Dolayısıyla seçim
sonuçları hayırlı olsun” demekle yetindi.
“Çıkan karara saygı duyuyorum”
Erdoğan, “Meclis’in Yüce Divan konusundaki kararını nasıl yorumluyorsunuz?” sorusunu şöyle cevapladı:

“Parlamento’da
bir komisyon kurulması teklifi gündeme geldiğinde, bu konuda çok rahat
olduğum için arkadaşlarıma hiç çekinmeden soruşturma komisyonunu
kurabileceğimizi söyledim. Bizim bir çekincemiz olsa, komisyonu
kurmayabilirdik, orada engelleyebilirdik. Engellediğimiz zaman da
kimsenin bize niye bunu engelledin deme hakkı yoktu. Süreç devam etti.
Komisyon raporunu hazırladı. Ne dedi? “Yüce Divan’a gönderilmesine gerek
yoktur.” Parlamento’da da netice iktidarın istediği istikamette çıktı.
Efendim, niye iktidar partisinden bu kadar fire var, şu var bu var
ifadeleri gündeme geldi. Bir defa bu ifadeleri kullanmak bana göre çok
çirkin. Bir taraftan milli iradeye saygılı olun diyeceksin, öbür tarafta
milli iradenin kararına karşı kalkacak bunları söyleyeceksin. ‘İktidar
niçin bu sayıda kaldı?’ deme hakkı yok ki. Sen niye 276’yı bulamadın.
Sen bunu sorgula. Demek ki iktidar burada kenetlendi ve bu işe prim
vermedi. Diyorlar ki; Yüce Divan’a güvenmiyor musunuz? Peki siz ilk
derece mahkemelerin verdiği karara güvenmiyor musunuz? İlk derece
mahkeme kararını verdi, takipsizlik dedi ve hükümet buna rağmen komisyon
kurulmasını temin etti. Milli irade de Parlamento da Yüce Divan’a
gitmesine gerek görmedi ve orada işi noktaladı. ‘Egemenlik kayıtsız
şartsız milletindir’ diyorum ve çıkan karara da saygı duyuyorum.”
“Başkanlığı Ahmet Bey’le konuştuk”
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, başkanlık sisteminin çok başlılığı ortadan kaldıracağını,
karar süreçlerine etkisi çok olumlu olacağını belirtti. “Mevcut sistemde
karar süreci süratle işliyor dersek kendimizi aldatırız” diyen Erdoğan,
“Gerek insan yönetiminde gerek paranın yönetiminde gerekse bilginin
yönetiminde çok daha verimli olabiliriz, ama şu anda verimli değiliz. Bu
çok açık, net ortada. Bizim verim ekonomisini devreye sokmamız lazım.
Verim ekonomisi devreye sokabilirsek, netice almamız da o denli
artacaktır” dedi. Gelişmiş ülkelerin tamamına yakınında başkanlık
sisteminin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, “Bu neyi gösteriyor? Demek ki
buradan netice alınıyor. Buradan netice alındığına göre, biz niye hâlâ
ayaklarımıza prangaları bağlayalım, gitmemek, koşmamak için buna devam
edelim” diye konuştu.
Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ile aranızda
başkanlık sistemine geçiş noktasında görüş ayrılığı bulunmadığını
söyledi. Erdoğan, “Başkanlık sistemi benim başbakan olduğum gün değil,
belediye başkanlığımdan beri savunduğum bir tezdir. Öyle zannediyorum ki
Ahmet Bey’in de önümüzdeki seçimlerde savunacağı en önemli tezlerden
bir tanesidir” dedi.
Başkanlık sistemindeki denetim mekanizmaları
şu andaki mevcut sistemde bulurmadığını belirten Erdoğan, “Siz denetleme
gücü sağlam bir sistem mi istiyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“O
olması lazım ama aldığı gücü de kullanması lazım. Şimdi Sayın Obama
Temsilciler Meclisi’nde gücünü kaybetti, Senato’da da kaybetti. Eğer
gücü olsaydı rahat olacaktı, istediği yetkileri oradan alabilecekti. Ama
şimdi o yetkileri alamama durumu ile karşı karşıya. Başkanlık
sisteminde güçlü bir iktidar olduğu zaman Temsilciler Meclisi veya
Senato’nun engellemesi söz konusu olmayacak ki. Ben şunu da savunuyorum;
ikili bir sistem değil, tek sistem. Şu anda bizim parlamento nasıl? Tek
sistem olmalı ve tek sistemle gidilmeli diye düşünüyorum. İkiliyi ileri
sürenler de var, o işi geciktirir. Tekli sistemde çok daha seri karar
almak mümkün olur. Güçlü bir iktidarsanız, güçlü bir iktidar olarak da
başkana yetkisini verecektir, verdikten sonra da denetleyecektir.”
“Yas kararı verilen önemi gösterir”
SuudiArabistan’la
son zamanlarda Mısır gibi bazı konularda görüş ayrılıklarının olduğunu
belirten Erdoğan, Türkiye-SuudiArabistan ilişkilerinin, Suriye’de
farklı, Filistin’de farklı, Mısır’da farklı seyrettiğini söyledi. Görüş
farklılıklarının olabileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı, “Ama görüş
farklılıklarının ikili ilişkilere karıştırılmamasından yanayız. Nitekim
bir günlük yas ilan edilmesini de Suudi Arabistan’la ilişkilerimize önem
atfettiğimize ilişkin bir mesaj olarak algılamak lazım. Vefat haberinin
akabinde hükümetimizle görüşerek yas kararı aldık” dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder