Ahsarla #etiket
Herkes Türkiye'ye Selam Duracak 28 Şubat 2015 Cumartesi
Başbakan Ahmet Davutoğlu ’Yeni Türkiye Yolunda’ adıyla ulusa seslenerek gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
28 Şubat 2015 Cumartesi
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Eğer hayal ediyorsanız, eğer rüyalarınız varsa, bu rüyaları gerçekleştirecek inancınız, düşünceniz ve milletinize güveniniz varsa her şeyi yaparsınız. Denizi doldurur hava limanı yaparsınız, Boğaz'ın 110 metre derinine iner, 3 katlı tünel yaparsınız. Dünyanın en büyük havalimanını İstanbul'a kazandırırsınız. Fakat rüyanız yoksa, hayaliniz yoksa, iddianız yoksa, bu toprakların altında da üstünde de barınamazsınız" dedi.
Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan "Yeni Türkiye Yolunda" adlı ulusa
sesleniş konuşmasına, "Şubat yılın en kısa ayı ama milletçe gurur
duyduğumuz, heyecan duyduğumuz projeler yanında, milletçe üzüldüğümüz
olaylar da yaşadık" ifadeleriyle başladı.
"Şimdi muhtemelen her biriniz ya sofra başındasınız ya akşam yemeğini
bitirmiş kahve içiyorsunuz ya da nöbette değişik vesilelerle iş
yerlerindesiniz" diye konuşan Davutoğlu, vatandaşların sofralarının
bereketli olmasını, sohbetlerinin tebessümle dolmasını, işlerinin
hayırlı uğurlu olmasını diledi.
"Gurur duyduğumuz olaylardan bahsetmiştim" diye konuşan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Milletler kritik dönemlerde sınava çekilirler, tarih sınavından geçen
milletler bir sonraki döneme gururla ve onurla girerler. Bu sınavları
kaybedenler ise sonraki dönemlerde zillet içinde yaşarlar. Böyle bir
sınavı 21 Şubat'ı 22 Şubat'a bağlayan gece yaşadık, kahraman Silahlı
Kuvvetlerimiz, eşzamanlı iki ayaklı operasyonla, 21 Şubat'ı 22 Şubat'a
bağlayan gece saat 21.00'de Suriye'ye girdi. Bir taraftan Süleyman
Şah'ın yeni mekanı olacak olan Suriye Eşmesi'ndeki toprak kontrol altına
alındı, diğer taraftan da 40 tank, 57 zırhlı araç, 572 kahraman
askerimiz Birinci Dünya Savaşı'nda terk ettiğimiz topraklara tekrar
girdi ve Karakozak köyündeki Süleyman Şah Saygı Karakolu'na planlandığı
gibi gece yarım sularında ulaştı. Ben de bu operasyonu gece 23.00'ten
itibaren sabaha kadar aralıksız şekilde Genelkurmay Başkanımız, kuvvet
komutanlarımız, kahraman subaylarımız ve askerlerimizle birlikte takip
ettim."
Başbakan Davutoğlu, "Emin olun, bütün gece gururla dakika dakika
işleyen bir operasyona şahit olmak, benim Türk Silahlı Kuvvetlerine
güvenimi, ülkemizin kapasitesine olan inancımı bir kez daha artırdı.
Operasyon esnasında bir kaza suretiyle şehit olan bir askerimiz, Halit
Avcı kardeşimiz dışında hiçbir askerimizin burnu dahi kanamadı ve
ülkemize salimen döndüler" değerlendirmesinde bulundu.
Bu operasyondaki olağanüstü başarı dolayısıyla başta Genelkurmay
Başkanı olmak üzere kuvvet komutanlarına, Şah Fırat Operasyonu'nda yer
alan bütün subaylara, askerlere teşekkürü borç bildiğini dile getiren
Davutoğlu, onlarla gurur duyduklarını, onların bu vatan aşkının ülkenin
geleceği için en büyük teminat olduğunu bildiklerini vurguladı.
- "Türkiye Cumhuriyeti'ne de herkes gücü ve kudretiyle selam duracak"
Şah Fırat Operasyonu nasıl başarıyla tamamlanmışsa, ekonomide ve diğer
alanlarda da aynı disiplinle çalışmaya devam ettiklerini bildiren
Davutoğlu, yükselen Türkiye'nin ayak seslerinin artık yurt içinde ve
yurt dışında her yerden duyulduğunu söyledi.
Bu ayak seslerinin, çarpıcı bazı mega projelerle nasıl hissedilmeye
başlandığı da paylaşmak istediğini belirten Davutoğlu, "12 Şubat'ta
İstanbul'da üçüncü havalimanı projesini inceleme ziyaretinde bulundum.
Nasıl Genelkurmay karargahında 21 Şubat'ta gururla o çalışmaları takip
etmişsem, aynı şekilde üçüncü havalimanı projesinde sağlanan
gelişmeleri, ilerlemeleri de aynı gururla takip ettim, brifingler aldım"
dedi.
Bu projeyle birlikte İstanbul'un dünyanın en büyük havalimanına kavuşacağını ifade eden Davutoğlu, şu bilgileri verdi:
"Dört fazda ilerleyecek çalışmalar; birinci fazda 2017 29 Ekim'ine
kadar, 2 pistte 90 milyon kapasiteli havaalanı inşa edilecek, 2018
yazında üçüncü pist inşa edilecek, daha sonraki üçüncü aşamada kapasite
120 milyona, dördüncü aşamada 150 milyona çıkacak, 150 milyonla dünyanın
en büyük havalimanı İstanbul'da inşa edilmiş olacak.
10 milyarı aşkın yatırım projesi, 22 milyarlık kira bedeliyle, 32
milyon 390 milyonluk müthiş bir finansal altyapıya sahip gerçek bir mega
proje. Artık doğudan batıya, kuzeyden güneye kim nereye seyir ediyorsa
etsin, seyir edenler mutlaka İstanbul'a inecekler, İstanbul'da
intikallerini yapacaklar ya da kalacaklar ama mutlaka İstanbul'a selam
duracaklar. Nasıl hava ulaşımında İstanbul Havalimanı üzerinden
İstanbul'a selam durulacaksa, Türkiye Cumhuriyeti'ne de herkes gücü ve
kudretiyle selam duracak."
Bu projeyi bütünleyen bir başka projeyi de dün hem İstanbullular hem de
tüm vatandaşlarla paylaştığını anlatan Davutoğlu, bunun da 3 katlı
İstanbul tüneli olduğunu belirtti.
İlk kez dünyada 3 katlı bir tünelle bir boğaz geçişinin, bir geçişin
sağlanacağını kaydeden Davutoğlu, ortadaki metro geçişi, üst ve alt
katlarda ise kara yolu geçişiyle İstanbul Boğazı'nı bir kez daha denizin
110 metre altından geçeceklerine işaret etti.
Bunun, bütüncül bir proje olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Yani
İstanbul'a makro düzeyde bakıldığında 9 raylı sistemi birbirine
bağlayan, bunlar arasındaki irtibatları sağlayan bir halka olacak.
Tabiri caizse tespih dizileri gibi yürüyen projeler bu adımla birlikte
birbirine irtibatlanacak. 3 boğaz geçişi, 3 köprü, 3 havalimanı, Kuzey
Marmara Otoyolu bu projeyle birbirlerine kenetlenecekler. İstanbul'u bir
anlamda iki kıtayla birlikte bütün kanatlarıyla tek bir uzuv haline
getiriliyoruz" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, 6 bin 500 metrelik geçişle bir kez daha Avrupa ve Asya
birbirine irtibatlanırken, İncirli, Topkapı, Okmeydanı, Mecidiyeköy,
Altunizade, Söğütlüçeşme hattıyla metro üzerinden bu uzun geçiş yolunun
40 dakikaya ineceğini bildirdi.
"Boğaziçi Köprüsü raylı sistemle entegre olacak, Fatih Sultan Mehmet
Köprüsü de otoyolla entegre olmuş olacak. Hasdal Kavşağı'ndan Ümraniye
Çamlık'a kadar gidiş 14 dakikada sağlanabilecek" diyen Davutoğlu,
İstanbul'un bu projeyle tek bir bütün, makro bir planlamayla birbirine
entegre hale geleceğini söyledi.
Kendisini bu projede en fazla heyecanlandıran hususlardan birinin de
projenin çevre dostu niteliği olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Bunun için
hiçbir yeni arazi kullanılmayacak, hepsi deniz altından, kara altından
yürüyecek ve çevreyi kirleten gaz salınımlarında da büyük bir tasarruf
sağlanacak, İstanbul'un siluetine de hiçbir şekilde zarar verilmeyecek.
Ulaşım yeraltına indikçe yerin üstünde İstanbul'un bir medeniyet merkezi
olarak ihya edilmesinin de önü açılmış olacak" değerlendirmesinde
bulundu.
Davutoğlu, yine İstanbul'un özellikle Ankara, İzmir bağlantılarının da
bu entegre sistemle daha kısa sürede sağlanacağını dile getirdi.
- "Eğer rüyalarınız varsa..."
Başka bir mega projeden bahsetmek istediğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Bir başka projeden bahsetmek istiyorum, yine mega projelerimiz.
Bildiğiniz gibi GAP dünyanın en önemli kırsal kalkınma projelerinden
biri. Önümüzdeki günlerde GAP yeni eylem planını da açıklayacağız. Fakat
bunun yanında DAP ve KOP ve DOKAP'ı da geliştirdik. Geçtiğimiz ay
içinde DOKAP eylem planını Ordu'da hem Karadenizli hemşehrilerimizle hem
vatandaşlarımızla paylaştım. DOKAP ile birlikte, Doğu Karadeniz
Kalkınma Planıyla birlikte, Doğu Karadeniz'in gayrisafi milli hasılası
Türkiye ortalamasının üstüne çıkartılacak, istihdam artacak ve bu havza
gerçek bir turizm havzasına dönüşecek."
Yeşil Yol Projesiyle Doğu Karadeniz'de 2 bin 500 kilometrelik toplam
yolun, şu anda 490 kilometresinin bittiğini anlatan Davutoğlu, bu yol
tamamlandığında Karadeniz yaylalarını birbirine birleştiren büyük bir
projenin gerçekleşeceğine işaret etti.
Ayrıca, yine bütün dünyada bir ilk niteliği taşıyan
Ordu-Giresun Havalimanı'nı da bu yıl hizmete açacaklarını belirten
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Niye dünyada bir ilk? Çünkü deniz doldurularak havalimanı yapıldı.
Eğer hayal ediyorsanız, eğer rüyalarınız varsa, bu rüyaları
gerçekleştirecek, inancınız, düşünceniz ve milletinize güveniniz varsa
her şeyi yaparsınız. Denizi doldurur hava limanı yaparsınız, Boğaz'ın
110 metre derinine iner 3 katlı tünel yaparsınız, dünyanın en büyük
havalimanını İstanbul'a kazandırırsınız. Fakat rüyanız yoksa, hayaliniz
yoksa, iddianız yoksa, bu toprakların altında da, üstünde de
barınamazsınız. Biz iddiamız olduğu için Şah Fırat Operasyonu'nu nasıl
başarıyla yaptıysak, bugün bu ekonomik mega projeleri de adım adım
başarıya götüreceğiz."
Davutoğlu, uluslararası finans kuruluşlarıyla 8 Şubat'ta İstanbul'da
bir araya geldiğini, G-20 Dönem Başkanlığını kendileriyle
tartıştıklarını bildirdi.
"Türkiye'nin uluslararası finans piyasalarında artan itibarını
kendilerinden dinledim, ayrıca Türkiye'nin geleceğe dönük projeleri
konularında da bilgi verdim" ifadelerini kullanan Davutoğlu, özellikle
25 öncelikli dönüşüm programının bütün dünyada büyük ilgiyle takip
edildiğini kaydetti.
Bu programın bütün Türkiye sathına yayılması için valilere talimat
verdiğini bildiren Davutoğlu, valilerle bir araya geldiklerinde hem
asayiş hem de ekonomik kalkınma konularını ele aldıklarını söyledi.
- "Birçok müjdeyi bu ay içinde de vatandaşlarla paylaştım"
Başbakan Davutoğlu, "Bu ay içinde enflasyon düşme trendini sürdürdü,
7,3'e düştü. İstikrarlı yönetimle bundan sonra enflasyonun da faizlerin
de daha aşağıya ineceğine dair inancımız tamdır" dedi.
Ekonomi kalkınırken geniş halk kitlelerinin de bundan istifade etmesi
gerektiği inancıyla birçok müjdeyi bu ay içinde de vatandaşlarla
paylaştığına dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Belediye başkanlarımızla yaptığımız toplantıda, özellikle Büyükşehir
Yasası ile birlikte kapanan belediye borçları konusundaki şikayetleri
daha önce dinlemiştim. Bu şikayetleri göz önüne alarak kapanan
belediyelerin borçlarını 1 yıl erteledik. Yani bir belde belediyesi
kapanmışsa, ilçe belediyesine borç devredilmişse, bu borç 1 yıl süreyle
erteleniyor. Bu belediyelerimizin üzerindeki borç yükünü almak
bakımından önemli bir hamleydi.
Yine BAĞKUR mensuplarını yakından ilgilendiren önemli bir kararı daha
aldık. Bildiğiniz gibi BAĞKUR borçlarının yeniden yapılandırılması
imkanı sağlamıştık, büyük bir vatandaş kitlemiz bu yeniden
yapılandırmayı gerçekleştirdi. Ancak yaklaşık 1 milyon 305 bin kişi bunu
yapamadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyordu. Aldığımız
kararla hem hizmetleri, hem primleri dondurarak, 1 milyon 305 bin
vatandaşımızın sağlık hizmetlerinden diğerleri gibi eşit şartlarda
faydalanmasının önünü açtık. Bu, büyük bir sosyal hizmet anlayışının
yansımasıydı."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı söz konusu
olduğunda, hiçbir dini, mezhebi, etnik ayrım söz konusu olamaz. Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşları bir tarağın dişleri gibi, birbirine eşit ve
omuz omuzadır" dedi.
Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan "Yeni Türkiye Yolunda" adlı ulusa
sesleniş konuşmasında, Şubat ayındaki çalışmaları konusunda
değerlendirmelerde bulundu.
Bu hafta içinde tarımda dünyada yine bir ilk niteliğinde, devrim
mahiyetinde bir projeye imza attıklarını belirten Davutoğlu, tarım
sektörü entegre yönetim bilgi sistemi, kısa adıyla TARSEY'i devreye
soktuklarını söyledi.
Bununla ilk defa bir ülkenin dünyadaki bütün tarım bilgilerini tek bir
sistem içinde topladığını ve bu sistemle tarımı en etkin şekilde yönetme
kapasitesi kazandığını dile getiren Davutoğlu, birçok dost ülkenin
tarım bakanının da katıldığı törende bu özellikleriyle yeni sistemin
halka ve dünyaya tanıtıldığını anlattı.
Başbakan Davutoğlu, "Bu yolla yapacağımız ürün planlaması, tarım
planlaması, havza planlamalarının alandaki yetkinliğini kontrol etme
imkanına sahip olacağız. 10 bin ziraat mühendisi, alandan bilgileri
doğrudan aktaracak ve sistem içinde her an Türkiye'nin bütün tarım
alanlarındaki üretim şartlarını görme imkanına sahip olacağız.
Çiftçilerimiz ise artık e-devlet uygulamasıyla tanışacak ve bürokratik
işlemler doğrudan bu sistem üzerinden yapılarak müracaatlar, tahsisler,
bütün ödemeler, prim destekleri de yine bu sistemle koordine edilecek"
diye konuştu.
Türkiye'nin ilklerin ülkesi olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Türkiye
öncü ülkedir, Türkiye ar-ge konusunda artık hamle yapan bir ülkedir. Bu
konuda emeği geçen bütün görevlilerimize bir kez daha teşekkür ediyor,
çiftçilerimize hayırlı olsun diyorum" dedi.
Başbakan Davutoğlu, ayrıca, bugün tarım desteklerinin 2 milyar Türk
liralık kısmının çiftçilerin önünde olduğunu belirterek, hayırlı,
bereketli olmasını diledi.
- "Buluşmalara devam ettik"
Bu ay içinde, geçen aylarda olduğu gibi vatandaşlarla ve değişik
kesimlerle buluşmalara devam ettiklerini hatırlatan Davutoğlu, 11 Şubat
günü gayrimüslim kanaat önderleriyle bir araya geldiklerini, gayrimüslim
vakıfların, derneklerin temsilcileriyle yaklaşık 5 saat süren bir
toplantıda ülkeyle ilgili genel meseleleri ve bu vakıfların, derneklerin
sorunlarını tek tek ele aldıklarını anlattı.
Davutoğlu, "Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlığı söz konusu olduğunda hiçbir dini, mezhebi, etnik ayrım söz
konusu olamaz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bir tarağın dişleri gibi
birbirine eşit ve omuz omuzadır. Bu toplantıya katılan gayrimüslim
kanaat önderlerine de teşekkür ediyorum. Son yıllarda sağlanan dini
özgürlükler ortamından ve bu cemaatlere sağlanan imkânlardan büyük bir
sitayişle bahsettiler ve kadirşinaslıklarını gösterdiler" ifadelerini
kullandı.
Yerel medya temsilcileriyle de 19 Şubat'ta bir araya geldiğini, bu
buluşmanın da kendisini çok memnun ettiğini belirten Davutğlu, şunları
söyledi:
"Ulusal medya hepimizin yakından takip etmesi bakımından daha çok
bilinir, maruftur eski tabirle. Yerel medya ise toplumun kılcal
damarlarına kadar ulaşan, belki daha az görünen ama daha fazla etkili
olan çok geniş bir kanaat önderi camiasıdır. O programda 100'ü aşkın
kanala aynı anda bağlanıp düşüncelerimi Anadolu'nun ve Trakya'nın her
köşesindeki yerel medyayı izleyen vatandaşlarımıza iletme imkanı buldum.
Yerel medya temsilcilerine de tekrar teşekkür ediyorum. Yerel ve yerli
medya aslında düşünce özgürlüğünün de ortak aklın üretilmesinin de en
önemli araçları olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim."
- "Birçok açılışlar yaptık"
Geçen ay içinde yurt içi seyahatlerine devam ettiğini, Afyon, Denizli,
Kastamonu, Sakarya, Kocaeli, Sivas, Ordu, Giresun ve Antalya'ya
ziyarette bulunduğunu anımsatan Davutoğlu, birçok açılışlar
yaptıklarını, toplantılarda sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya
geldiklerini belirtti.
Bunlardan sadece birini zikreden Davutoğlu, Antalya'da 365 milyon lira
değerinde 152 tesisi hizmete açtıklarını, bütün vatandaşlarla bundan
sonra da kucaklaşmaya devam edeceğini bildirdi.
Yurt dışı temaslarının da aksamadığını ifade eden Başbakan Davutoğlu,
"Türkiye'de hiçbir şeyi eksik, yarım bırakamazsınız. İçeriye yoğunlaşıp,
dışarıyı ihmal ederseniz dünya gündeminden düşerseniz, dışarıya
yoğunlaşıp içerdeki gelişmeleri ihmal ederseniz, Türkiye'de etkin bir
yönetim sağlama imkanınız kalmaz" dedi.
Şubat ayında Pakistan ve Macaristan'da yüksek düzeyli stratejik
işbirliği konseyleri toplantısı yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu,
şöyle konuştu:
"Pakistan bizim can kardeşimizdir, İstiklal Harbinde bize verdikleri
desteği hiç unutmadık. Ne zaman Türkiye'nin başı derde girse Pakistan,
ne zaman Pakistan'ın başı derde girse Türkiye daha hiçbir talep olmadan
devreye girer ve gereğini yapar.
Aynı şekilde Macaristan'la da çok köklü ilişkilerimiz var, tarihi
derinliğe haiz ilişkilerimiz var. Orta Avrupa'nın bu önemli ülkesiyle de
son derece önemli anlaşmalara imza attık ve Avrupa siyasetinde
Türkiye'yle Macaristan'ın beraber hareket etmesi konusunda da prensip
kararına vardık. Yine Macaristan'da biraz önce de zikrettiğim gibi Gül
Baba Türbesini, Galiçya şehitlerini ziyaret edip, huzurlarında divana
durdum.
Yurt dışından misafirlerimiz oldu, Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı
Neçirvan Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi Türkiye'ye
geldiler, dost ve kardeş Irak'taki gelişmeleri onlarla istişare imkanı
buldum. Ayrıca Irak Başbakanı Sayın Abadi'yle bir telefon görüşmesinde
de Irak'ın birliği, beraberliği için nelerin yapılabileceğini istişare
etme imkanı da elde ettim."
Başbakan Davutoğlu, ilerleyen günlerde yurt dışı seyahatlerinin süreceğini belirterek, şu bilgileri verdi:
"Önümüzdeki hafta Pazartesi günü Portekiz'e giderek orada da yüksek
düzeyli işbirliği konseyi toplantısı yapacağım. Oradan New York'a
geçeceğim, New York'ta Türkiye'ye bir yatırım ülkesi olarak bakmalarını
teşvik etmek üzere uluslararası yatırımcılarla buluşacağım. Uluslararası
yatırımcılara Türkiye'deki ekonomik gelişmeyi, siyasi istikrarı
anlatarak, yükselen Türk ekonomisinin daha da cazibeli bir yatırım
ülkesi haline gelmesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile görüşeceğim
ve Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna da hitap edeceğim."
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik
reformunda temel amacımız, özgürlüklerin güvenlikle birlikte
gerçekleşmesidir. Kesinlikle toplantı, gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü
de dahil hiçbir özgürlüğe herhangi kısıtlama gelmeyecektir. Böyle bir
niyetimiz söz konusu olamaz" dedi.
Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan "Yeni Türkiye Yolunda" adlı ulusa
sesleniş konuşmasında, Şubat ayındaki çalışmaları konusunda
değerlendirmelerde bulundu.
Şah Fırat Operasyonu'ndan 3. köprüye, İstanbul'un mega projelerinden
Ordu-Giresun Havalimanına kadar değişik alanlarda heyecan verici
projelerle dolu bir ay geçirdiklerini anımsatan Davutoğlu, bunun yanı
sıra üzüldükleri olayları da yaşadıklarını hatırlattı.
Davutoğlu, yüreklerde acıyla hissettikleri hatıraları Şubat ayında
geride bıraktıklarını belirterek, "Malatya'da eğitim uçuşu esnasında iki
uçağımızın düşmesi sonucunda 4 kahraman pilotumuz şehit oldu.
Kabil'deki terör saldırısında yine kahraman bir askerimiz şehit oldu.
Onlara Allah'tan rahmet diliyorum" ifadesini kullandı.
- Üniversite öğrencisi Özgecan'ın ölümü
Büyük milletlerin dünyanın her yerinde sınamalarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Büyük milletin fertleri olmak onur verici bir geçmişe, onur duyulan
bir geleceğe hazırlanmak kadar bazı fedakarlıklar da yapmayı beraberinde
getiriyor.
Yine bu ay içinde bizim yüreğimizi yakan, bütün bir milleti infiale
sevk eden birtakım cinayetlere de şahit olduk. Özgecan Aslan kızımızın
hunharca katledilmesine bütün bir millet olarak tepki verdik. Şu anda
sizler televizyonları başında beni izlerken hepiniz sağınızda belki
kızınız, solunuzda oğlunuz veya kardeşiniz oturuyor. Herkesi bir
muhasebeye davet ediyorum, bu toplumda şiddet kültürünü tümüyle yok
etmeliyiz. Özgecan Aslan'ın ölümü üzerinden uyanan ortak bilinç, bu
ölümün acı hatırasına rağmen hepimizde bir ümit yeşermesine de yol açtı,
bu ortak bilinci harekete geçirmeliyiz. Bu ortak bilincin sözcüsü olan
Özgecan'ın babası Mehmet Aslan'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Hiçbir
intikam hissi duymaksızın yaptığı çağrılar hepimizin kulağında ve
kulağımızın ötesinde yüreğimizde derin izler bıraktı, işte Anadolu
irfanına sahip yiğit bir insanın sözleriydi bunlar."
Davutoğlu, Özgecan'ın hatırasının unutulmaması, bir daha kadınların,
kızların, çocukların şiddete maruz kalmaması için Antalya'da bir gençlik
merkezine Özgecan'ın adını verdiklerini anlattı.
- "Her türlü tedbiri alacağız"
"Dışişleri Bakanlığı kariyerimde en fazla gurur duyduğum olaylardan
birisi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığını yaptığım 2012
başında İstanbul Sözleşmesi adını verdiğimiz, kadına yönelik şiddet
konusunda uluslararası bir sözleşmeyi hazırlamış ve Avrupa Konseyi'ne
kabul ettirmiş olmamızdı" diyen Davutoğlu, hem uluslararası hem de
ulusal alanda kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda mücadele etmeye
kararlı olduklarını ve bunu ulvi bir görev gördüklerini bildirdi.
Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak da en önemli
görevlerinin başında şiddet kültürünü toplumda mümkün olduğunca tasfiye
etmenin geldiğini vurgulayarak, özellikle de kadına ve çocuğa yönelik
şiddet konusunda her türlü tedbiri alacaklarını aktardı.
- "Zinhar şiddete yönelmemelerini tavsiye ediyorum"
Ege Üniversitesindeki gerginliğe de değinen Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Yine acı bir olay da Ege Üniversitesi'nde Fırat Çakıroğlu kardeşimizi
kaybettik. O gün onun da babasıyla görüştüğümde derin evlat acısını
telefondaki sesinden hissettim.
Gençlerimize buradan seslenmek istiyorum. Sadece bu ülkeyi yönetme
sorumluluğu üstlenmiş bin devlet adamı olarak değil, bir hoca olarak,
bir baba olarak, hayatında öğrencileri arasında hiçbir zaman ideolojik
ya da siyasi ayrım yapmamayı en temel ahlaki ilke edinmiş bir öğretim
üyesi olarak, 70'li yıllarda kutuplaşmalardan çok acı çekmiş, gençliğini
o yıllarda yaşamış bir üniversite öğrenci hareketi lideri olarak da,
gençlerimizden her türlü konuda görüşlerini tartışmaya açmalarını,
medeni bir şekilde tartışmalarını, görüş ayrılıkları konusunda ihtilaf
etmekten çekinmemelerini, ama zinhar şiddete yönelmemelerini tavsiye
ediyorum."
Davutoğlu, "Üniversite gençliğinin farklı kanaatlere sahip olmasından
daha doğal hiçbir şey olamaz, üniversite geçlerinin heyecanlı
tartışmalarından daha doğal da bir şey olamaz ama bu farklı kanaatler
aranızdaki dostluğu, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gelen ortak kader
bilincini yok etmesin. Birbirinize yönelik şiddet sözleri sarf
etmektense, fikirleri konuşturun. Şiddet yöntemlerine başvurmaktansa
muhabbet yöntemleri kullanın. Emin olun, şiddetin yol açabileceği hiçbir
başarı muhabbetle gönüllere girmenin başarısını örtemez" şeklinde
konuştu.
- Gazeteci Köklü'nün öldürülmesi
Davutoğlu, gazeteci Nuh Köklü'nün, çok acı bir olayda hayatını
kaybettiğini anımsatarak, merhuma Allah'tan rahmet diledi, ailesine de
taziyelerini sundu.
Hiçbir şekilde şiddet ve şiddete yönelik gidebilecek herhangi bir eylem
içinde olunmaması gerektiğine dikkati çeken Davutoğlu, özgürlüklerin
korunması ve iç güvenlik reformundaki temel amaçlarının, özgürlüklerin
güvenlikle birlikte gerçekleşmesi olduğunu söyledi.
Davutoğlu, kesinlikle toplantı, gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü de
dahil hiçbir özgürlüğe herhangi kısıtlama gelmeyeceğini ve böyle bir
niyetlerinin söz konusu olmadığına işaret ederek, şu ifadelere yer
verdi:
"Ancak toplantı ve gösteri yapmak özgürlüğünü istismar ederek 6-7 Ekim
olaylarında olduğu gibi şehirlerimizde şiddeti hakim kılmak,
tahripkarlık yapmak, vandalizme yönelmek isteyenlere karşı da tedbir
almak devlet görevidir. Bu tedbirlerin hepsi Avrupa standartlarındadır,
defaatle bunlarla ilgili bilgi verdim. Farklı kanaati olanları dinlemeye
hazırız, ancak Avrupa Birliği standartlarında güvenliği sağlayan,
güvenliği temin ederek özgürlüklerin en iyi şekilde yaşanmasını garanti
altına alan bir düzenleme söz konusu. Bu paket içinde nüfus işleriyle
ilgili devrim mahiyetinde adımlar var, Jandarma Genel Komutanlığımızın
İçişleri'ne bağlanması var, emniyet teşkilat yapısının demokratikleşerek
yeniden yapılanması var, kolluk kuvvetlerine tanınan yetkiler dışında
kolluk kuvvetlerinin denetimi de var. Dolayısıyla, Türkiye demokratik
bir ülke olarak geleceğe yönelik attığı her adımda evresel insan hakları
ve özgürlükleri esas alır."
- Çözüm Süreci
"Hazır bu şiddet ortamı üzerinde konuşmuşken, bu şiddet ortamını ve
Türkiye'de geçmişte ortaya çıkan birçok yarayı sarmak üzere
başlattığımız hayati bir sürece de tekrar atıfta bulunmak istiyorum.
Hemen anladınız herhalde, Çözüm Süreci" görüşünü paylaşan Davutoğlu,
Çözüm Süreci'nin, milleti kardeşlik bağıyla birbirine irtibatlandıran
bir süreç olduğunu belirtti.
Çözüm Süreci'nin, demokratik haklar üzerinden vatandaşların eşitlik
içinde bir arada yaşama kültürünü ortaya koyacağı bir süreç olduğunu
dile getiren Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Çözüm süreci, 2005 Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır konuşmasından
bu yana çok ciddi merhalelerden geçti, büyük engellerle de karşılaştı.
Türkiye'nin etrafındaki ateş çemberine Türkiye'yi sokmak isteyenler,
Türkiye'de terörün yaygınlaşması ve şiddet ortamının derinleşmesi için
çok çaba sarf ettiler. Çözüm Süreci artık milletin malıdır, çözüm süreci
milli bir süreçtir, yerli bir süreçtir, bu ülkenin bütün
vatandaşlarının sahiplendiği bir süreçtir. Önümüzdeki günlerde çözüm
süreci konusunda çok daha sağlam adımlar atılacağına inancımız devam
etmektedir" dedi.
Davutoğlu, bütün vatandaşları da Türkiye'yi, Suriye ve Irak gibi kaos
ortamına sürüklemek isteyenlere karşı Çözüm Süreci'ni ve ülkedeki
demokratikleşme sürecini sahiplenmeye davet etti.
- "Vatandaşlarımızın özgürlükleri insanlık onurunun bir parçasıdır"
"Hangi mezhep veya etnik kökenden olursa olsun, bütün vatandaşlarımız
bizim için azizdir, bütün vatandaşlarımızın can güvenliği, hayat hakkı
kutsaldır, bütün vatandaşlarımızın özgürlükleri insanlık onurunun bir
parçasıdır" diyen Davutoğlu, bu özgürlükleri ve Türkiye'nin
demokrasisini teminat altına almak için hep beraber 7 Haziran
seçimlerine yürüdüklerini anlattı.
"Bugün aslında bu açıdan son derece anlamlı bir gün, 28 Şubat, Türk
demokrasisine, seçilmiş bir hükümete karşı yürütülen örtülü bir darbe
faaliyetinin yıl dönümündeyiz" şeklindeki görüşünü dile getiren
Davutoğlu, artık 28 Şubat ve onun dayandığı eski Türkiye mantığı
zihniyetinin tamamıyla devre dışı olduğunu kaydetti.
Davutoğlu, yeni Türkiye'de bir daha meşruiyetini ve gücünü halktan
almayan hiçbir hareketin bu milletin kaderine hükmedemeyeceğini
vurguladı.
Demokrasinin, çok emin bir şekilde, sağlam temellerde ilerlediğine
dikkati çeken Davutoğlu, 7 Haziran'ın bu anlamda büyük bir şans olduğunu
söyledi.
- Tüm vatandaşları oy kullanmaya davet etti
Hangi partiye oy verirse versin, verecek olursa olsun bütün
vatandaşları 7 Haziran'da sandık başına gitmeye davet eden Davutoğlu,
ülkenin geleceğinin ancak ve ancak halkın iradesini yansıtan
sandıklardan çıkacağını bildirdi.
Ülke ve ülkenin geleceğiyle ilgili söz sahibi olmak isteyen herkesin,
demokratik seçimler üzerinden aday olması ya da aday olanlara oy vermesi
gerektiğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Seçme ve seçilme hakkı bir insanlık hakkıdır, bir insanlık onurudur.
Bu anlamda vatandaşlarımızın, her zaman demokrasiye sahip çıkmış
vatandaşlarımızın 7 Haziran'da da sandığa sahip çıkacağına inancım
tamdır. Herkes demokratik hakkını kullanmalı ve Türkiye bir demokrasi
destanı daha yazmalı.
Aziz milletim, dünyadaki ekonomik küresel krizi takip ediyorsunuz, çevremizdeki ateş çemberini de görüyorsunuz ama Türkiye'nin bu ekonomik kriz içinde yükselen bir ekonomiye, çevredeki ateş çemberi içinde istikrarlı bir yönetim sahip olmasını da hep beraber gururla izliyorsunuz. Hiç merak etmeyiniz, Türkiye geleceğe emin adımla yürüyecektir, hiçbir şekilde kaos ortamına sürüklenmeyecektir, ekonomisi hiçbir şekilde kriz ortamına girmeyecektir. Geleceğe emin bir şekilde yürüyünüz, geleceğe güvenerek bakınız. Türkiye 2023'e yürürken yükselen ekonomisi, sağlam demokrasisiyle parlak bir geleceğe de yürüyor."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder