Patinaj yapıyoruz. Sürekli patinaj yapan arabayı yürütmek için harcanan güç israftır
Cumhurbaşkanı
Erdoğan,
"Patinaj yapıyoruz. Sürekli patinaj yapan arabayı yürütmek
için harcanan güç israftır. Yeni yol başkanlık sistemidir"
dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya Yeni Cami önünde düzenlenen toplu açılış töreninde vatandaşlara hitap etti.
Malatya'da yapımı tamamlanan ve toplam değeri 240 milyon lira olan eser
ve yatırımların resmi açılışlarının yapılacağını bildiren Erdoğan,
açılışı yapılan eserleri sayarak, bunların yapımında emeği geçen tüm
kurum, kuruluş ve özel sektör temsilcilerine teşekkür etti.
Büyüyen, gelişen, modern bir Malatya için son 12 yılda çok önemli
yatırımlar yaptıklarını ve bunların devam edeceğini belirten Erdoğan, 3
bin 609 dersliği, 800 yataklı devlet hastanesini, 300 yataklı kadın
doğum ve çocuk hastanesini, 150 yataklı fizik tedavi ve rehabilitasyon
merkezini Malatya'ya kazandırdıklarını, bölünmüş yol uzunluğunu 36
kilometreden, 336 kilometreye çıkardıklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, Valilikte aldığı brifingde Malatya'da dersliklerdeki öğrenci
sayısının 30'un altında olduğunu öğrendiğini ifade ederek, kendi
öğrencilik yıllarında sınıflarında 75, bazı dersliklerde ise 100-110
öğrenci bulunduğunu söyledi.
Erdoğan, 25 bin seyirci
kapasiteli stadyum inşaatının devam ettiğini belirterek, "Barajları,
göletleri, sulama tesislerini teker teker saymayacağım, zaten Malatya
barajlar noktasında hamdolsun gayet iyi. Bunlar önemli yatırımlar, ama
yeter mi? Yetmez" diye konuştu.
Başbakanlığında olduğu gibi
cumhurbaşkanlığı döneminde de Malatya'nın potansiyeline uygun
yatırımlarının takipçisi olacağını dile getiren Erdoğan,
cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasında Malatya'da düzenlenen ve 100 bini
aşkın Malatyalı'nın katıldığı mitingi unutamadığını, o günkü heyecanın
sandıklarda kendisini gösterdiğini belirtti.
"Bizim genlerimizde liderlik sistemi var"
Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Malatya'nın yüzde 70 gibi bir oy
oranıyla kendisine destek verdiğini, kendisini cumhurbaşkanlığı
makamına taşıdığını hatırlatarak, şöyle devam etti:
"O makamın sahibi kim? Sizsiniz, ben milletin vekiliyim, milletin yetkilendirdiği bir cumhurbaşkanı
olarak oradayım. Şimdi sizlerle bu buluşmayı yapıyoruz ya birileri
rahatsız oluyor. Yüksek Seçim Kuruluna müracaat etmişler, ne diyorlar?
'Cumhurbaşkanına seçime kadar, 7 Haziran'a kadar meydanları yasaklayın'.
Bunlar hala cumhurbaşkanının ne anlama geldiğini öğrenememişler. İşte
başkanlık sistemine de bundan karşı çıkıyorlar. Niye? Çünkü onların
başkanlık sistemini tahayyül etmeleri mümkün değil. Zira bunların
genlerinde bu yok, ama bizim tarihimizde, genlerimizde, geleneğimizde
başkanlık sistemi var, bizim genlerimizde liderlik sistemi var."
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, seçimlerde kendisine yüzde 92'lik oy oranıyla yüksek bir
destek veren Malatya'nın Kale ilçesine ve yüzde 87'lik oranla destek
veren Pötürge'ye özel selamlar göndererek, "Her halde diğer ilçeler
böyle bir selamlama yaptım diye bana darılmaz değil mi? Hepsine ben
zaten, yüzde 70 ile selamlarımı, sevgilerimi, saygılarımı özellikle
gönderiyorum. Seçimden hemen önce 7 Ağustos'ta bizi bağrınıza bastınız,
tüm Türkiye'ye, dünyaya bu mücadelede safınızın ne olduğunu gösterdiniz.
O çok anlamlı bir gündü, demokrasiden yana, özgürlükten yana, haktan,
adaletten, yeni Türkiye'den yana, yeni anayasadan yana olduğunuzu
söylediniz. O muhteşem miting için sizlere ayrıca şükranlarımı
sunuyorum" diye konuştu.
Malatya'nın göreve geldikten sonra
ziyaret ettiği dokuzuncu il olduğunu hatırlatan Erdoğan, Malatya'ya her
gelişinde güç aldığını, moral kazandığını, bu moral ve güçle Türkiye
için, millet için var gücüyle çalıştığını, çalışmaya devam ettiğini
kaydetti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Malatya bu
kardeşini bilir, ama ben de Malatya'yı bilirim. Bilirim ki Malatya'dan
vasat insan insan çıkmaz. Çünkü Malatyalı özgündür, kendine mahsus
kabiliyetleri, özellikleri, enerjisi vardır. Bunun için de Malatyalılar
bulundukları her yerde çalışkanlıkları, üretkenlikleriyle,
girişimcilikleriyle, başarılarıyla kendilerini fark ettirirler,
gösterirler. Battal Gazi'nin torunlarına böylesi yakışır, Sadreddin
Konevi'nin doğduğu topraklara böylesi yakışır. O Konevi ki bu
topraklarda tasavvuf kültürünün yayılmasında, kök salmasında büyük
hizmetleri olmuş bir büyüğümüzdür. Hamido'nun evlatlarına böylesi
yaraşır. O Hamido ki Türkiye'nin en karanlık dönemlerinden birinde
cesaretiyle, dirayetiyle tüm ülkeye örnek olmuş, bedelini de ailesiyle
birlikte canını vererek ödemiş bir kahramandır. Turgut Özal'ın
hemşehrilerine de böylesi yakışır. O Özal ki 12 Eylül ihtilalinin
ardından bir kardelen çiçeği gibi, milletimizin umudu olarak ortaya
çıkmış, Türkiye'yi yepyeni bir döneme taşımıştır. Özal ne diyordu?
'Büyük Türkiye' diyordu, 'Büyük Türkiye için başkanlık sistemine
geçmemiz gerekir' diyordu. Biz de bugün aynı şeyleri söylüyoruz; 'yeni
Türkiye' diyoruz, 'yeni anayasa' diyoruz, 'başkanlık sistemi, Çözüm
Süreci' diyoruz. Malatyamızın siyasetimize armağan ettiği tüm
kazanımlara sahip çıkıyoruz."
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, Turgut Özal'a "diktatör", "tek adam heveslisi" diyerek iftira
atanların bugünde aynı şeyleri kendisi için söylediklerini belirterek, o
dönemin gazetelerini arşivlerden çıkarttırdığını söyledi. Özal ile
kendisine aynı sözlerle saldırıldığını dile getiren Erdoğan, Özal'ı cumhurbaşkanı
seçtirmemek için kullanılan tüm kirli yöntemlerin, 2007'de Abdullah Gül
için aynen kullanıldığını ama kendilerinin milletin desteğiyle bu
engelleri aştıklarını anlattı.
Erdoğan, "Biz milletimizin desteğiyle bu engeli aştık, hatta bununla da
kalmadık, bir daha bu yola tevessül edemesinler diye cumhurbaşkanını
doğrudan halkın seçmesinin yolunu açtık. Bu seçimde, gittiğimiz ilk
cumhurbaşkanlığı seçiminde, Malatyalı bu evladına, bu kardeşine yüzde
70'lik desteği herhalde Ankara'da oturup, yan gelip yatsın diye vermedi.
Sadece masa başında imza atsın diye de vermedi" dedi.
Erdoğan, artık çalışmaları, Beştepe'deki yeni Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, milletin evinde yürüttüklerini söyledi.
Resmi kabulleri ve törenleri orada yaptıklarını belirten Erdoğan, bir
dahaki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar 50 bin muhtarla milletin evinde
bir araya gelmeyi hedeflediklerini bildirdi.
Erdoğan, şu ana
kadar iki Muhtarlar Toplantısı yaptıklarını ve 800 muhtarla bir araya
geldiklerine işaret ederek, önümüzdeki hafta 400 kişilik bir grubu daha
misafir edeceklerini aktardı.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın,
milletin evi olduğunu dile getiren Erdoğan, halkı temsilen
muhtarları orada ağırladıklarını anlattı.
"Bunlar köksüz..."
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki resmi
törenlerde, cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan tarihteki 16 Türk
devletini, o dönemin kıyafetleriyle temsil eden birer askerin de yer
aldığına dikkati çekerek, "Birileri kendi aklınca bunu alaya alıyor,
dalga geçiyor. Görevimiz gereği dünyanın dört bir yanına gittim.
Oralardaki resmi törenleri gördüm. Pek çoğunda kendi tarihlerini, kendi
kültürlerini ifade eden sembolik unsurlarla karşılaştım. İngiltere'ye
git, bunu görürsün. Fransa'ya git bunu görürsün. Değişik ülkelerde hep
bunlar var. Bunları da gayet memnuniyetle, ilgiyle takip ettik. Biz
kendi tarihimizi, kendi kültürümüzü, kendi mirasımızı bu şekilde
sembolik olarak törenlere dahil ettiğimizde bundan niye rahatsız
oluyorlar? Çünkü bunlar köksüz. Çünkü bunlar kendi tarihlerinden, kendi
geçmişlerinden, kendi medeniyetlerinden habersiz. Hatta bir kısmı bundan
utanıyor. Niye? Milletimizle irtibatları tümden kopmuş da ondan.
Kendilerine başka bir dünya inşa etmişler, orada yaşıyorlar" şeklinde
konuştu.
"Ey Parlamento'nun içinde olanlar, niye korkuyorsunuz?"
Milletle bir arada yaşadıklarını ve onlarla iftihar ettiklerini
vurgulayan Erdoğan, milletin tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle gurur
duyduklarını söyledi. Bunu da her yerde, her vesileyle göstermekten asla
imtina etmediklerini ve etmeyeceklerini kaydeden Erdoğan, konuşmasını
şöyle sürdürdü:
"Tabii kafa bu olunca biz 'başkalık
sistemi' dediğimizde onlar buna 'diktatörlük' diyerek, 'padişahlık'
diyerek mukabele ediyor. Türkiye'yi millete rağmen, milletin taleplerine
rağmen kendi kurdukları vesayet düzeniyle yönetmeye alışmışlar. Biz
milli irade deyince, egemenlik milletindir deyince, tek istikamet
belirleyeceğinin millet olduğunu söyleyince rahatsız oluyorlar.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Sadece Meclis'in duvarına
yazılsın diye egemenlik kayıtsız şartsız milletin denmedi. İşte
egemenlik burada. Bu meydan ne derse o olacak. Buradan sesleniyorum, ey
Parlamento'nun içinde olanlar, niye korkuyorsunuz? Hadi başkanlık
sistemini millete soralım. Millet ne diyor, 'evet' mi diyor 'hayır' mı
diyor, buna bakalım. Millet 'evet' diyorsa mesele bitmiştir, 'hayır'
diyorsa gene bitmiştir."
Erdoğan, vesayet düzenini yıllardır
keyiflerince, diledikleri şekilde kullananların tüm kaleleri birer birer
ellerinden gidince telaşlandıklarını vurguladı.
"Birileri, bileklerimize pranga vurmasın"
Başkanlık sisteminin, vesayet düzeninin bir daha esamesinin
okunamayacağı bir dönemi başlatacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Şu anda 'demokrasi' diyorlar değil mi? En ileri demokrasi
nerede? Amerika'da. Ekonomi Amerika'da. Hangi sistem var? Başkanlık
sistemi. Şu anda G20 ülkeleri var. 10 tanesi başkanlık sistemiyle idare
edilmektedir. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek var mı? En ileri hangi
ülke varsa bakıyorsunuz orada başkanlık sistemi var. O zaman biz niçin
hala burada direniyoruz? İstiyoruz ki sıçrayalım. Bu yarışa daha güçlü
şekilde devam edelim. Birileri, bileklerimize pranga vurmasın. Gücünü
doğrudan doğruya milletten alan bir başkan ve gücünü yine milletten alan
bir meclis karşısında borularının ötmeyeceğini biliyorlar."
İç Güvenlik Paketi
Muhalefetin, TBMM'de kaç gündür iktidar partisinin getirdiği İç
Güvenlik Paketi ile ilgili yasa teklifinin geçirilmemesi için ellerinden
geleni yaptığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kim var burada? Muhalefet partileri. Üç parti. Yanlarında bir de
Pensilvanya, paralel yapı. Bir araya geldiler, geçmemesi için ellerinden
geleni yapıyorlar. Gezi olaylarında tüm Türkiye'de kan gövdeyi götürdü
mü? Belediyelerin araçları yakıldı mı? Esnafın dükkanları yakıldı mı?
Vatandaşların otomobilleri yakıldı mı? İnsanlar öldü, öldürüldü mü?
Bütün bunları savunanlar, buna karşı güvenlik güçlerimizin güçlenmesini
niye istemiyor? Aynı şekilde 6-7-8 Ekim olaylarında birisi çıktı,
siyasetçi güya, ne dedi? 'Sokağa dökülün'. Döküldüler mi sokağa? Terör
örgütleriyle beraber, ellerinde molotofkokteyleriyle, havai
fişekleriyle her tarafı yakıp yıktılar mı? Bunlar benim Kürt
vatandaşlarımın da istismarını yaptılar. Bunlar Kürt
vatandaşlarımın temsilcisi olamaz. Sadece istismarını yapıyorlar.
Araçları yaktılar mı? Kendi belediyelerinde, onlara yönetiminin ait
olduğu belediyelerde sokakları kazdılar. Oraları kazmak suretiyle
oraları işlemez hale getirdiler. Çok büyük yolsuzluklar oldu. Suratında
maskeler. Niye suratını maskeyle örtüyorsun? Eğer terörist değilsen
suratını aç. Özgürlük diyorsan, işte özgürlük meydanı burası. Bak
buradakiler maskeyle dolaşmıyorlar. Alnı ak, yüzü ak, bu şekilde
buradalar. Bakıyorsun bir kısmı etek giymiş, niye etek giyiyorsun?
Bunlar hanımlara da hakaret ediyorlar. Bunların durumu bu."
''Başkanlık sisteminde istikrar var, güven var"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Başkanlık sisteminde istikrar var, güven var.
Başkanlık sisteminde kabus ortamını yakalayamayacaklar. Yıllarca
milletin ağlaması pahasına bunların yüzü güldü. Şimdi millet gülerken
bunlar ağlıyorsa inanın yapılan iş milletin menfaatine demektir. Ben
böyle bakıyorum. Demek ki doğru yoldayız. Milletin yararına bir adım
atılıyor'' ifadesini kullandı.
Ülkenin huzurunu, refahını
istemeyenlerin, İç Güvenlik Yasası çıkmasını da istemediklerini belirten
Erdoğan, ''Çünkü İç Güvenlik Yasası çıkarsa, bunlar bu kadar rahat at
oynatamayacaklar, o zaman molotofkokteylini, havai fişeklerini
kullanamayacaklar. Demir bilyelerle kalkıp vatandaşa, polisime, sapan
atamayacaklar'' dedi.
Bunların önüne geçebilmek için şu
anda iktidar partisinin böyle bir İç Güvenlik Yasası teklifinin
bulunduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
''Öyle veya
böyle ne kadar engellerlerse engellesinler, inanıyorum ki Parlamento'dan
geçecek. Buna benim inancım var. Neydi, bir hafta önce olacaktı da bir
hafta sonra olur, iki hafta sonra olur. Ama bu olacak. Bunlar kaostan,
krizden, istikrarsızlıktan, çekişmeden, kavgadan, darbeden
besleniyorlar. Onun için de Başkanlık sistemini istemiyorlar.
Çünkü Başkanlık sisteminde istikrar var, güven var. Başkanlık sisteminde
kabus ortamını yakalayamayacaklar. Yıllarca milletin ağlaması pahasına
bunların yüzü güldü. Şimdi millet gülerken bunlar ağlıyorsa inanın
yapılan iş milletin menfaatine demektir. Ben böyle bakıyorum. Demek ki
doğru yoldayız. Milletin yararına bir adım atılıyor.''
Kendilerinin kimseyi ağlatmak gibi dertlerinin olmadığını ifade eden
Erdoğan, ülke için, millet için, Türkiye'nin 2023, 2053, 2071 vizyonu
için ne gerekiyorsa onu yaptıklarını söyledi.
''7 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak''
Bütün bu adımlarla beraber dün yapılmayanların, eksik bırakılanların,
yanlış yapılanların faturasını son 12 yıldır hep birlikte ödediklerini
anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bugün bunları yapmaya,
çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerin bekası için mecburuz.
Geçmişte Özal başta olmak üzere pek çok kişi bu gerçeği görmüştü.
Onların gücü buna yetmemiş veya ömürleri kafi gelmemişti. Biz
milletimizden aldığımız güçle, destekle bunu başarabileceğimize
inanıyoruz. 7 Haziran seçimleri inşallah Türkiye için bir milat
olacaktır. 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanını doğrudan kendisi seçen
Türkiye'nin 7 Haziran'dan sonra yeni anayasasını yapabileceği, kendi
başkanını seçeceği, bir iklime kavuşacağına da inanıyorum''
Meydandakilere seslenerek, ''Malatya yeni Türkiye'yi istiyor mu, yeni
anayasayı istiyor mu, Malatya kendi başkanını seçmek istiyor mu, Çözüm
Süreci'ni istiyor mu'' diye soran Erdoğan, ''Allah birliğimizi,
beraberliğimizi, uhuvvetimizi eksiltmesin'' dedi.
Malatya'nın
ülkenin tüm renklerini, tüm zenginliklerini bünyesinde barındıran bir
şehir olduğunu ifade eden Erdoğan, Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle,
Sünnisiyle ve diğer tüm zenginlikleriyle Malatya'nın ortaya koyduğu
kardeşlik görüntüsünün herkese örnek olması gerektiğini söyledi.
''Amacımız bir sancıyı dindirmek, bir yarayı iyileştirmek''
Bu iklimin Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere tüm Türkiye'ye
hakim olması için Çözüm Süreci'ni başlattıklarına dikkati çeken Erdoğan,
bu sürecin hiç kimsenin kendilerine dayatmasıyla,
zorlamasıyla, planlamasıyla başlatılmadığını söyledi.
Çözüm
Süreci'ni ülkenin, milletin buna ihtiyacını olduğunu gördükleri için
projelendirdiklerini ve başlattıklarını anlatan Erdoğan, sürecin asıl
muhatabının milletin, ülkenin tamamı olduğunu vurguladı.
Bu
süreçte milleti üzecek, milletin hakkına, hukukuna halel getirecek
hiçbir işin içinde olmadıklarını, olmayacaklarını dile getiren Erdoğan,
''Şehitlerimizin hatıralarını, gazilerimizin, onların ailelerini
yaralayacak hiçbir adım atmadık, atmayız. Amacımız 30 yıl boyunca bu
millete maddi ve manevi çok büyük maliyeti olmuş bir sancıyı dindirmek,
bir yarayı iyileştirmektir'' görüşüne yer verdi.
''Üzerimize düşenleri bihakkın yerine getirdik''
Bu meseleyi aklıselime dayalı şekilde çözmek istediklerine işaret eden
Erdoğan, hem altyapıdaki ihmalleri hem kültürel ve insani haklardaki
ihlalleri telafi ederek, herkesin yararına olacak bir çözümü
hedeflediklerini bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Biz bugüne kadar Çözüm Süreci'nde üzerimize düşenleri,
bihakkın yerine getirdik, yaptık, yapıyoruz. Ama herkesin aynı
sorumlulukta hareket ettiğini söyleyebilmem mümkün değil. Buna rağmen
sağduyuyla, soğukkanlılıkla, itidalle, sabırla meseleyi bugüne kadar
getirdik. Gerçekten sınırların zorlandığı, sabırların zorlandığı pek çok
durumla karşılaştık. Sokakları terörize ettiler, kendi akıllarınca
devlete karşı gövde gösterileri yaptılar. Baskıyla, tehditle, insanların
iradelerini ipotek altına almaya çalıştılar. Silah kullanarak, silah
taşıyarak terör estirdiler, ama bütün bunlara sabrettik. İnternet
ortamında nefret suçu işlersen, terör çağrısı yaparsan, suç işlemiş
olursun. Polisin adam öldürme, yaralama, cinsel saldırı, çocukların
cinsel istismarı, uyuşturucu suçu gibi durumlarda 24 saat, toplumsal
huzuru bozan suçlarda 48 saat gözaltı süresi olsun diyoruz. Soruyorum
size. Burada karşı çıkacak ne var? Molotofkokteyli atsınlar mı? Havai
fişeklerle insanları yaralasınlar mı? Demir bilyelerle yaralasınlar mı?
Burada işi Meclis'i savaş alanına çevirmeye kadar götürecek ne var?''
"Bunları toptan reddetmek niye, bu canhıraş gayret niye"
Aslında bunları muhalefetin talep etmesi gerektiğini belirten Erdoğan,
''Onlar her zaman olduğu gibi yattıkları, başka işlerle uğraştıkları
için hükümet bunları bir paket haline dönüştürüp Meclis'e getirmiş. Ne
güzel yapmış. Eksiği varsa onu teklif et, fazlası varsa onu müzakere et.
Bunları toptan reddetmek niye? Paketi Meclis'ten geçirmemek için bu
canhıraş gayret niye'' ifadelerini kullandı.
''Türkiye'de bugüne
kadar ne olduysa bunlara rağmen oldu. İç Güvenlik paketinin de bunlara
rağmen ben Meclis'ten geçeceğine inanıyorum'' diyen Erdoğan, paketin
yasalaşmasının ardından artık 6-8 Ekim olaylarında olduğu gibi kamu
vicdanını yaralayan görüntülere müsaade edilmeyeceğini vurguladı.
Çözüm Süreci'ni de kendi takvimine, kendi programlarına uygun şekilde
sürdürdüklerini ve sürdüreceklerini dile getiren Erdoğan, ''Türkiye'yi
bu büyük sıkıntılardan kurtarmak, ortak bir gelecek tasavvuru
doğrultusunda kardeşliğimizi güçlendirmek için var gücümüzle çalışmaya
devam edeceğiz'' dedi.
"Bu yola beyaz kefeni giyerek çıktık"
Paralel devlet yapılanmasıyla ilgili medyaya da seslenen Erdoğan, ''Siz
kimin yanındasınız? Ey yazılı ve görsel medya? Siz, havai fişek
atanların yanında mısınız? Siz, ellerinde molotofkokteyliyle Serap
kızlarımızı yakanların yanında mısınız? Siz toplu katliamların
peşinde koşanların yanında mısınız? Siz paralel devlet yapılanmasıyla
birlikte bu ülkede Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı, Anayasa Mahkemesini,
Türk Silahlı Kuvvetlerini dinleyenlerin yanında mısınız? Sermaye
çevrelerinin alışverişlerini, bütün bunları şantajla, montajla
tehdit ederek soymaya çalışanların yanında mısınız'' diye konuştu.
Erdoğan, şahsını ve ailesini tehdit ettiklerini belirterek, bu yola çıkarken beyaz kefenlerini giyerek çıktıklarını söyledi.
''Allah'ın verdiği ömrü bir lahza öne, bir lahza geriye götürmeye
kimsenin gücü yetmez'' ifadesini kullanan Erdoğan, ''Şimdi de
kızımı, beni tehdit ediyorlar. Kiminle beraber bunu
yapıyorlar? Anamuhalefet partisiyle beraber yapıyorlar. Şimdi onlarda
farklı farklı şeylerle bazı durumları söylüyorlar. Her şey hukuk içinde
yürüyor merak etmeyin. Bunların belgesi, bilgisi her şeyi, varsa hukuk
da herhalde gereğini yapacaktır fakat biz bunların farkındayız,
biliyoruz çünkü başka çıkış yolunuz yok'' değerlendirmesinde bulundu.
Terör örgütü PKK'nın, bir siyasi partiye, Güneydoğu'da
insanları silahla tehdit etmek suretiyle oy topladığını, muhtarların
birçoğunun bu durumdan kendilerine hep dert yandığını kaydeden Erdoğan,
''Fakat dik durduğunuz sürece, dik durduğumuz sürece bilesiniz ki bu
ülkede her daim, Hakk hakim olacaktır'' dedi.
İkinci Cumhurbaşkanı
İsmet İnönü'nün ''Namuslular, namussuzlar kadar cesur olmazsa başarıya
ulaşamazsınız'' sözünü de anımsatan Erdoğan, namusluların, en az
namussuzlar kadar cesur olması gerektiğini söyledi. Erdoğan,
çekinmeyeceklerini, yılmayacaklarını, dik duracaklarını ve yolculuğa da
böyle devam edeceklerini ifade etti.
"Rahmetli Turgut Özal'ın diğer mirası"
Erdoğan, milletin tamamının iradesi ve desteğiyle Çözüm Süreci'nin başarıya ulaşacağına inancının tam olduğunun altını çizdi.
Malatya'nın bu konudaki yapıcı, üretken, özgün tavrını her zaman ortaya
koyduğunu, gelecek dönemde de daha güçlü bir ses beklediklerini
kaydeden Erdoğan, bu meselenin kendilerine, rahmetli Turgut Özal'ın
diğer mirası olduğuna, onun bu konuda elini taşın altına koyduğuna ancak
netice alamadığına dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
''Özal'ın vefatının ardından Türkiye'nin ekonomide, siyasette ve bu
meselede nasıl bir karanlık döneme girdiğini gayet iyi biliyor,
hatırlıyoruz. Bu defa aynı hataların tekrarlanmaması için elimizden
gelen gayreti ortaya koyacağız ve bu oyunların sergilenmesine de müsaade
etmeyeceğiz. Milletimizin onuruna, itibarına halel gelmesine müsaade
etmeden inşallah bu meselenin çözümünü sağlamak mecburiyetindeyiz. Çoğu
gitti, azı kaldı. İnşallah güzel, aydınlık günler yakın. Ne diyor o
güzel Malatya türküsünde? 'Allah'ın verdiği dert, gün olur geçer. Aşka
düşen yürekler yanar, kül olur geçer...' Bizim yüreğimiz millet
aşkı, millete hizmet aşkıyla dolu. Diğer her şey gelir geçer. Yeter
ki bu aşk, bu sevda, bu umut bitmesin.''
Notlar
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, konuşmasının ardından TOKİ tarafından yapımı tamamlanan
konutların anahtarlarını bazı hak sahiplerine teslim etti. Erdoğan, ilk
anahtarı, Muharip Gaziler Derneği Malatya Şubesi Başkanı Bayram
Akdemir'e verdi. Anahtar teslimlerinin ardından Erdoğan, ''Ya
Allah, bismillah'' diyerek yapımı tamamlanan eser, hizmet ve
yatırımların toplu açılışını kurdele keserek gerçekleştirdi.
Törene Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanı Lütfi Elvan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, AK Parti Genel
Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan, Malatya
ve çevre illerin AK Parti milletvekilleri katıldı.
Belediye ziyareti
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, Malatya'da 2. Ordu Komutanlığını ziyaretinin ardından,
Cumhurbaşkanlığı otobüsüyle vatandaşları selamlayarak ve çocuklara
hediyeler dağıtarak Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığına geçti.
Burada Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Battalgazi Belediye
Başkanı Selahattin Gürkan ve Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat
tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyede yaklaşık 2 saat kaldı.
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, belediye başkanlığından ayrılırken, Malatya Büyükşehir
Belediyesi tarafından kent içi ulaşımda kullanılmak üzere satın alınan
elektrikli trambüsü, Cumhurbaşkanlığı otobüsünün içerisinden inceledi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder