"Paralel yapı insanımızın iliğini sömürdü"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya'da STK temsilcilerine hitap etti.
21 Şubat 2015 Cumartesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya Valiliğince organize edilen
etkinlikte sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle kahvaltıda
bir araya geldi.
Konuşmasına organizasyon için Valiliğe teşekkür ederek başlayan ve son 2
yılda 6 kez Malatya'ya geldiğini hatırlatan Erdoğan, cumhurbaşkanlığı
seçimlerinde kendisine verilen yüzde 70'lik destek için Malatyalılara
teşekkür etti.
Malatya'nın daha önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de kendisine
yakışanı yaptığını belirten Erdoğan, "İnşallah güveninize, itimadınıza
layık olmaya çalışacağım. Namusunuz olarak görerek sahip çıktığınız
oyunuzun hakkını vermek için tüm gücümle çalışacağıma tekrar söz
veriyorum. Allah mahcup etmesin, Rabbim bu yolda bizleri sabit kadem
kılsın" dedi.
Erdoğan, dün Elazığ'da "Gakgoş"ların her zaman olduğu gibi kendisini
bağırlarına bastığını, bugün de Malatya'da ziyaretlerde bulunacağını ve
toplu açılış törenine katılacağını anlatarak, açılışı yapılacak eser ve
hizmetlerin hayırlı olmasını diledi, yatırımlarda katkısı bulunan
hükümete, özel sektör temsilcilerine ve belediyeye teşekkür etti.
Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve Malatya'nın kanaat
önderleriyle buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı
Erdoğan, "Ülkenin ve milletin faydası için, Allah rızası için yapılan her işin sonuna kadar arkasındayız, sonuna kadar destekçisiyiz. Bizim ömrümüz hamdolsun hizmetle geçti, siyasi partilerde, sivil toplum kuruluşlarında, belediyede, hükümette bulunduğumuz her yerde millete hizmetin çabası içinde olduk. Bunlar verilen emanetti, bu emanetlere layık olmaya çalıştık. Ülkenin ve milletin lehine olan her işi desteklediğimiz gibi aleyhine olan her işin de karşısında olduk, olmaya devam edeceğiz."
Erdoğan, bu durumun sadece Türkiye için geçerli değil tüm dünya için de
geçerli olduğunu vurgulayarak, dünyada da hak karşısında olanların ve
zalimlerin karşısında durmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin son 2 yılda iki önemli, ibretlik
hadise yaşadığına, iki önemli sıkıntıya maruz kaldığına işaret ederek,
şöyle devam etti:
"Bunlardan biri Gezi olaylarıydı. Taksim'de Gezi Parkı'nda 12 tane
ağaçın bir yerden sökülerek bir başka yere taşınmak suretiyle atılan
adım bahane edildi, önce İstanbul'u, sonra Türkiye'nin her yerini
karıştırmaya, sokakları terörize ederek buradan siyasi sonuç devşirmeye
çalıştılar. Bunu yapmaya gayret ederlerken bazı siyasi partilerin
temsilcileri, başında olanlar, bundan bir şeyler elde etmeye çalıştılar.
Fakat bunu yapanlar kendi partilerinin, işte Yalova'da, işte Sarıyer'de
bırakın bir ağacı bir yerden söküp bir yere taşımayı, oralarda 30
yıllık, 40 yıllık, 50 yıllık ağaçları kesip doğrayarak, adeta bir doğa
katliamı yaparken, buna sessiz kaldılar. Hiçbir şey konuşmadılar. Hani
neredeydiniz çevreciler, hani doğaya sahip çıkanlar, niye burada
konuşmadınız, niye sesinizi çıkarmadınız? Çünkü dürüst değiller, samimi
değiller. Bu vesileyle seçilmiş hükümeti ve güvenlik güçlerini hedef
alarak vatandaşın malına, canına hatta ülkemizin genelinde kamuya hizmet
eden ne varsa bütün bunlara kastettiler. Ekonomimize, demokrasimize,
ülkemizin tüm birikimlerine saldırdılar. İçeriden ve dışarıdan verilen
desteklerle haftalar boyu Türkiye'yi adeta savaş alanına çevirdiler, ama
kararlı duruşumuz sayesinde bu darbe teşebbüsü akamete uğradı, sonuçsuz
kaldı."
Gezi Parkı odaklı olaylarda netice alamayanların, seçime yakın zamanda,
17-25 Aralık tarihlerinde, bir başka darbe teşebbüsünde bulunduklarını,
emniyet ve yargı içindeki bir çete eliyle Türkiye'nin siyasi ve
ekonomik varlığını çökertmeye çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, bu
darbe teşebbüsünün kendilerinin dirayetli duruşu ve milletin feraseti
sayesinde akamete uğradığını, neticesiz kaldığını söyledi.
Erdoğan, Gezi Parkı odaklı olaylarla 17-25 Aralık darbe teşebbüslerinin
birbirinden bağımsız hadiseler olmadığını, "aynı üst aklın, aynı hedefe
farklı yollarla ulaşmayı" çabaladığını belirterek, "17-25 Aralık darbe
teşebbüsünün gerisinde kendisine 'hizmet hareketi' diyen, cemaat kisvesi
altında çalışan, dini ve milli tüm değerlerimizi fütursuzca kullanan
bir yapı var. Pensilivanya'dan yönetilen ve artık kayıtlarda adı
'paralel devlet yapılanması' olarak geçen bu örgüt, yıllarca cemaat
kisvesi altında insanımızın kanını, iliğini sömürdü" diye konuştu.
Paralel devlet yapılanmasının yurtiçinde ve yurtdışında "okul
yapıyorum, yurt yapıyorum, eğitim veriyorum, kurban kesiyorum, yardım
dağıtıyorum" diyerek "himmet" adı altında inanılmaz paralar
topladıklarını, önce gönüllü toplanan bu yardımları, daha sonra kamu
kurumlarındaki yandaşlarının güçlerini ve imkanlarını kullanarak, zorla,
tehditle almaya başladığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli
Güvenlik Kurulunda bu yapının "ulusal güvenliği tehdit eden örgüt
olduğuna dair" karar çıkarttıklarını, ulusal güvenliği tehdit eden legal
görünüm altındaki illegal örgütlenmelere karşı mücadele kararı
aldıklarını söyledi.
"Bir şantaj şebekesine dönüştü"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kararı hükümete bildirdiklerini, hükümetin de
bunu Bakanlar Kurulu'ndan geçirmek suretiyle tüm kurumlara ilettiğini
ifade ederek, "Şimdi de öyle zannediyorum nisan ayında Milli Güvenlik
Siyaset Belgesi içerisinde artık bu yerini alacak. İnsanları polisle,
savcıyla, hakimle, müfettişle, aileleriyle, zaaflarıyla, ellerine ne
geçerse onunla tehdit ederek adete bir korku imparatorluğu inşa ettiler.
Zahirde hizmet hareketi olarak gözüken bu yapı, esasta bir şantaj
şebekesine dönüştü. İnsanların görüntülerini kaydederek, telefonlarını
dinleyerek, bilgisayarlarına girerek, muhasebe kayıtlarına sızarak elde
ettikleri bilgileri depoladılar, gerektiğinde çıkartıp kullandılar"
dedi.
"Bütün bunlar eğitim için, yardım için, Allah rızası için çalışan
insanların yapacağı iş midir? Bir sivil toplum kuruluşu, bir cemaat, bir
dini yapı böyle işlerin içinde olabilir mi" diye soran Erdoğan, gönüllü
ya da gönülsüz toplanan paraların ahlaka, vicdana, imana sığmayacak
şekilde kullanıldığını belirtti.
"Böyle bir tavrın içinde PKK bile olmadı"
Himmet, burs kurban diye toplanan paraların bir bölümünün Türkiye'deki
ve yurtdışındaki bazı siyasi partilerin seçim kampanyalarına gittiğini
dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun içinde Amerika var, Avrupa ülkeleri var, buralara bile yardım
olarak gidiyor. Burada bizim şöyle başımızı iki elimizin arasına alarak
düşünmemiz gerekmiyor mu? Biz bu yardımı sadece rızai bari için verdik,
eğitim için verdik. Hizmet dediniz bunun için verdik. Kalkıp da filanca
ülkedeki kampanyalara destek olarak size vermedik. Ben sana hangi
niyetle verdiysem senin de o niyet istikametinde bunu kullanman
gerekirdi, ama kullanmadılar. Bu paraları kendi pis işlerinde
kullandıkları kişileri de susturmak için dağıttılar.
Yardım diye topladıkları paralarla ticari işler yapıyorlar, kurdukları
bankayla kendi şirketlerine usulsüz şekilde kaynaklar aktarıyorlar,
Türkiye'yi dünyaya şikayet için kullanıyorlar, para yedirerek ve
Türkiye'yi onlara şikayet ediyorlar. İnanın böyle bir tavrın içinde PKK
bile olmadı, bu denli bir tavrın içinde olmadı. Onlar bu işleri silahlı
yaptılar, zaman zaman benzer şeyleri onlar da yaptılar, ama bu denli, bu
işi başaramadılar. Böyle bir şey olabilir mi? İşte yolsuzluk budur,
hırsızlık budur, en büyük ahlaksızlık budur."
"Akla ziyan açıklamalar yaptılar"
Bu yapının ülkedeki sivil toplum kuruluşlarına, gönüllü teşekküllere,
cemaatlere çok büyük zarar verdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Zaman zaman da, o zaman ben Başbakanım, 'Bu hükümet diğer cemaatlerin
de çalışma şartlarını ortadan kaldırıyor, onlara da çok büyük zararlar
verecek' gibi akla ziyan açıklamalar yaptılar. Bütün samimi gayretler
güven üzere, itimat üzere yürür. Bugün pek çok sivil toplum kuruluşumuz,
cemaatimiz ülkemizde ve ülkenin dört bir yanında çok hayırlı, takdire
şayan hizmetler yürütüyorlar. Bu hizmetlerin hepsinin de kaynağını,
çoluğunun çocuğunun nafakasından artırdığı paralarla milletimiz
sağlıyor. Siz milletten okul yapacağım, burs vereceğim, yardımda
bulunacağım diye topladığınız paraları karanlık emellerinize alet
ederseniz, karanlık işlerde carcur ederseniz yanınızda kimseyi
bulamazsınız. Pensilivanya örgütünün, resmi adıyla artık resmen bu ad
tescil edilmiştir 'paralel devlet yapılanması'nın ipliği pazara
çıkmıştır, bunların kim olduğu, nereye çalıştığı, hangi ülkelerle,
odaklarla iş tuttuğu her geçen gün daha net şekilde ortaya çıkıyor."
Delikanlıysan çık ortaya
Erdoğan, "Biz bu yapıyla mücadele etmeye başladığımızda kimileri bize
şunu söyledi: 'Gayretullah'a dokunmaktan' bahsediyorlardı bize. Asıl
Müslümanlara zulmedenlere ram olanların, onlarla al takke ver külah
ilişkiye girenlerin yanında yer almak, buna müsamaha göstermek
Gayretullah'a dokunur. Burada eksikten, kusurdan, hatadan, basit
zaaflardan, masum ısrardan bahs etmiyoruz. Burada inancımızın ve
milletimizin varlığına kast edenlerin emrine girmiş bir ankebut yapıdan
söz ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, şöyle devam etti: "Ailece tehditler aldığımızı söylemiştim.
Ben, ailem, hepsi ve şimdi kızımla, şahsımla ilgili tehditler ortaya
çıktı ve aylardır ortaya çıkan bir isim var. Ya delikanlıysan çık
ortaya, gizli olarak niçin kalkıp da bu şekilde bunu yapıyorsun? Biz bu
yola çıktığımızda bir şey söyledik: Kefenimizi giyerek biz bu yola
çıktık. Bizi, buradan caydıramazsın ama sende yürek varsa, delikanlılık
varsa böyle kod adıyla, mod adıyla ortaya çıkma. Sen terör örgütünün
mensubusun, bunu biliyoruz. Onun için de kod adı kullanıyorsun. Çık açık
net ortaya, nereden konuşacaksan oradan konuş. Varsa elinde bir şey onu
da ortaya koy ama bunu yapamadılar bugüne kadar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Terör örgütüyle ilgili alınan tedbirler
kapsamındaki İç Güvenlik Yasası'na karşı çıkmak bana göre terörle
mücadeleye karşı çıkmaktır." şeklinde konuştu.
''STK'ların üzerinde burada çok önemli bir görev var''
Sivil toplum kuruluşlarına, gönüllü teşekküllere, bu yapının insanın
gönül dünyasında yol açtığı tahribatı süratle tamir etme görevi
düştüğünü vurgulayan Erdoğan, ''Her biriniz kendi alanlarınızda daha çok
çalışarak, daha çok hizmet ederek milletimizin hayır, hasenat,
dayanışma, yardımlaşma konusundaki yüce gönüllüğünü organize
etmelisiniz. Benim vatandaşım yaptığı yardımın doğru yerde, doğru
şekilde kullanıldığını gördüğünde, buna itimat ettiğinde hiçbir
fedakarlıktan kaçınmaz. Bunu biliyoruz. Yeter ki siz samimi olun, sıratı
müstakim üzere olun'' diye konuştu.
Bu yapıya bağlı kuruluşların, hukuk yolu ve milletin iradesiyle eninde
sonunda tamamen tasviye olacağının altını çizen Erdoğan, şöyle devam
etti:
''Bundan hiç şüpheniz olmasın. Burada herhangi bir boşluğun doğmasına,
bir tek öğrencimizin, bir tek ihtiyaç sahibi vatandaşımızın dahi
mağduriyet yaşamasına izin vermemeliyiz. Bunu hep beraber yapmamız
gerekir. STK'ların üzerinde burada çok önemli bir görev var. İlgili kamu
kurumları bir yandan, sivil toplum kuruluşları bir yandan el birliği,
gönül birliği içinde vatandaşlarımıza daha iyi, daha güzel hizmet
vermenin çabası içerisinde olmalıyız.''
''Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) kuracağı Maarif Vakfı ile ağırlıklı
uluslararası camiadaki bu okulları, oralardaki yönetimler 'Biz size
verelim' diyorlar. 'Alın, yönetin ama burada bunca öğrenci boşta
kalmasın' diyorlar'' ifadesini kullanan Erdoğan, onun için de şu anda
hükümetin süratle böyle bir vakfı kurduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ''Bu konuda işbirliği halinde olacağımız
ülkelerle şu ana kadar hangi devlet başkanı ile görüştüysem hepsi olumlu
cevap vermiştir. 'Tamam, biz hazırız, el ele verelim ama yeter ki bu
öğrenciler meydanda kalmasın' demişlerdir'' ifadesine yer verdi.
''Bu, memleket meselesidir''
Aynı şeyin ekonomik alanda da yapıldığını belirten Erdoğan, bu konuda
da Ekonomi Bakanlığı, ilgili kurumların yoğun bir işbirliği halinde Dış
Ekonomik İlişikler Konseyi (DEİK) olarak bütün bu çalışmaları organize
edeceğini bildirdi. Erdoğan, ''Devlet olarak, Ekonomi Bakanlığı ile bu
ekonomik ilişkileri uluslararası camiada sürdürmeye devam edeceğiz. Bu
arada yaptığım tüm seyahatlerde DEİK riyasetinde bu çalışmaları
sürdürüyoruz ve her geçen gün de bu tempoyu artırarak devam
ettireceğiz'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, ülkenin ve milletin kazanımlarına halel getirmeden bu
meselenin çözüme kavuşturulacağını, herhangi bir mevzi kaybına mahal
vermeden, ülkenin ve milletin bu hastalıklı yapıdan kurtarılacağını
vurgulayarak, bu destek ve gayret beklediğini söyledi.
Sorunun, şahsi meselesi olmadığına işaret eden Erdoğan, "Sizin de özel
meseleniz değil. Bu, memleket meselesi, millet meselesi, rıza-i ilahi
meselesidir'' dedi.
''Delikanlıysan çık ortaya''
Dün gazetelerde çıkan haberlere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
''Yaklaşık bir hafta kadar önce Bursa'da da söylemiştim. 'Tehditler
alıyoruz' diye. Ailece tehditler aldığımızı söylemiştim. Ben, ailem,
hepsi. Şimdi şeyler dökülmeye başladı. İşte kızımla ilgili, şahsımla
ilgili tehditler ortaya çıktı. Aylardır ortaya çıkan bir isim var. Ya,
delikanlıysan çık ortaya. Gizli olarak niçin kalkıp da bu şekilde bunu
yapıyorsun? Biz bu yola çıktığımızda bir şey söyledik: Kefenimizi
giyerek biz bu yola çıktık. Bizi buradan caydıramazlar. Ama sende yürek
varsa, sende delikanlılık varsa böyle kod adıyla, mod adıyla ortaya
çıkma. Sen terör örgütünün mensubusun, bunu biliyoruz. Onun için de kod
adı kullanıyorsun. Çık açık net ortaya. Nereden konuşacaksan oradan
konuş. Varsa elinde bir şey onu da ortaya koy ama bunu yapamadılar
bugüne kadar. Yapamadıkları için böyle sufle... gerisinde iftira
kampanyalarıyla bunları yaptılar.
Şimdi de tehditler. Tehditleri yaparken bakıyorsunuz anamuhalefet
başkanıyla, onun yetkilileriyle özel görüşmeler ve onlara adeta bilgi
veriyorlar. 'Biz işte böyle böyle benim kızımla ilgili onu öldürmek için
görevlendirmeyi yaptık. Amerika'dan birisi gelecek, onunla ilgili adımı
atacak.' Allah'ın verdiği ömrü kimsenin bir lahza geri, bir lahza ileri
almaya yetkisi yok. Şu anda atılan bu adımlarla bizler kararlı bir
şekilde yolumuza devam ediyoruz. Biz çalışmalarımızı aksatacak
değiliz.''
"İç Güvenlik Yasası'na karşı çıkmak, terörle mücadeleye karşı çıkmak"
Parlamentoda ''İç Güvenlik Yasası'' ile ilgili çalışmaları hatırlatan
Erdoğan, hükümetin görevinin huzuru ve refahı sağlamak olduğunu söyledi.
Terör örgütünün, yapılan yatırımlara zarar verdiğini, iş makinelerini
yaktığını, müteahhit firmanın görevlilerini kaçırdığını, haraç
istediğini anlatan Erdoğan, "Bunların uzantıları, bakıyorsunuz
parlamentoya kadar uzantı sirayet ediyor'' diye konuştu.
Parlamentoda terör örgütü ile ilgili alınan tedbirler kapsamındaki İç
Güvenlik Paketi'ne karşı çıkmanın, terörle mücadeleye karşı çıkmak
anlamına geleceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
''Bunu böyle bilmemiz lazım. Eğer dürüst olsalar, samimi olsalar
terörle mücadelede şu şu şekilde maddeler buraya ilave edilir. Güvenlik
güçlerinin elini güçlendireceksin ki rahat müdahale etsin. Bunu
Amerika'da yapabilir misin, yapamazsın. Batıda yapabiliyor musun,
yapamazsın. Anında götürürler, hiç şakası yok bunun. Polis sana 'Dur'
dedi. Duracaksın. Durmadığın zaman gerekli muameleyi yapar. Orada hak
oluyor da Türkiye'de bu işin ortasını bulalım, bunu çözmemiz lazım. Eğer
bunun çözemezsek terör örgütünün gücünü artırırız.''
''Böyle bir demokrasi olabilir mi''
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların "Bu köyden başka bir siyasi partiye
oy çıkmayacak. Çıktığı takdirde hepiniz dağa gönderilirsiniz" şeklinde
tehdit edildiğini belirterek, "Böyle bir demokrasi olabilir mi" diye
sordu.
Erdoğan, "Şimdi Parlamento'da bunların uzantıları var. 'Demokrasi'
diyorlar. Ne demokrasisi? Sizin böyle bir anlayışınız olsa önce, dağda
gidip geliyorlar ya araları iyi oralarla, o zaman önce bu işi halledin.
Gelin bu konuda teklifiniz neyse bu teklifleri söyleyin. Böyle bir
teklif de yok. Sadece ön kesmek. Ne yaparlarsa yapsınlar. Bu
parlamentodan her türlü engellemeye rağmen bu çıkacaktır. Ben buna
inanıyorum çünkü aklı selimin yolu bir'' değerlendirmesinde bulundu.
Daha çok çalışarak, daha çok fedakarlıkta bulunarak hep birlikte
Türkiye'nin hak ettiği aydınlık yarınlara çıkartılacağına inancını dile
getiren Erdoğan, yeni, modern bir Türkiye için farklı bir yolda
olduklarını söyledi.
Artık yeni bir Türkiye kurulduğunu kaydeden Erdoğan, ''12 sene
öncesinin Türkiyesi yok artık. Aynı şekilde 12 sene öncesinin Malatyası
da yok'' dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya'nın bir cazibe merkezi haline
getirilmesi adına gereken altyapıların inşa edildiğini, bu yöndeki
çalışmaların sürdürüleceğini sözlerine ekledi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder