Ahsarla #etiket

7 Şubat 2015 Cumartesi

İslam karşıtı hareketlere ilgi ilk defa azalıyor Türkiye kökenli Almanya Göç Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Alman Bakan Aydan Özoğuz 02 02 2015

Türkiye  kökenli Alman Bakan Özoğuz:

 “İslam karşıtı hareketlere ilgi ilk defa azalıyor”  euronews, röportaj 02 02 2015





Almanya’da ortaya çıkan İslam karşıtı
Pegida hareketi son zamanlarda bazı yerlerde gerilese de bu ülkede
yaşayan Müslümanları tedirgin ediyor.




Dresden kenti dışındaki gösterilerine fazla katılım olmazken,
‘Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar’ hareketi
Pegida’ya karşı tepki olarak kurulan ‘Hoşgörülü Avrupalılar Batı’nın
Aptallaştırılmasına Karşı’ Tegida grubu giderek güçleniyor.




İslam karşıtı hareketin liderlerinden Lutz Bachmann, Adolf Hitler’in
saçını ve bıyığını taklit ettiği fotoğrafının basına sızmasının
ardından istifa etmek zorunda kalmıştı.




Peki Pegida Almanya’da neden bu kadar popüler hale geldi? Euronews muhabiri Gizem Adal Almanya’nın Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Aydan Özoğuz ile Hamburg’da özel bir röportaj yaptı.



Gizem Adal, euronews:

“Almanya Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Aydan
Özoğuz, hoşgeldiniz. Bu kadar yoğun temponuzda bizi kırmadığınız için
teşekkürler. Almanya’da İslam karşıtı Pegida hareketinin eylemleri ve bu
harekete ilginin giderek artması sizi endişelendiriyor mu?”




 Özoğuz, Almanya Göç Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı:

“Şu anda tabii şöyle bir izlenim var; Almanya’da geçen hafta ilk defa
bir azalma gördük. Daha doğrusu bu hafta bir azalma gördük.”




Gizem Adal, euronews:

“Lutz Bachmann’ın istifasının ardından mı?”




Aydan Özoğuz:

“Bu istifayla ilgili mi tam bilemeyeceğiz ama karşı yürüyüşler gittikçe
çoğaldı ve kendisinden çok daha yüksek rakamlar sokağa çıkarttı. Belki
bunu görünce de bir etkisi oldu. Bilemeyeceğiz tabii ama en azından bir
azalma görüyoruz. Bu iyi. Aynı zamanda ama değişik yerlerde tartışma
forumları da açılıyor. Yani gelin, konuşalım. Bu organizasyonu
yapanlardan biraz ayırt etmeye çalışıyoruz orada yürüyen kişileri. Belki
o şekilde azaltılabilir. Birçok şehirde karşı gösteri yapan, yani biz
çoğulculuğu istiyoruz, biz buradaki insanları istiyoruz, komşularımızla
beraberiz diyenlerin sayısı çok yüksek. Çünkü genelde siz de
biliyorsunuz; bir şey için sokağa çıktığımız zaman karşı taraf genelde
susuyor, normal hayatına devam ediyor. Ama şu anda öyle bir yere geldik
ki herkes bunun gereğini hissediyor yani mutlaka gidelim, gösterelim ki
biz bu toplumumuzu bozdurtmayız, biz beraber ve barış içinde yaşamak
istiyoruz. Bunlar sevindirici şeyler.”




Gizem Adal, euronews:

“Sizce Pegida yani bu İslam karşıtı radikal hareket Almanya’da neden bu
kadar popüler hale geldi? Tek dertleri İslamiyet mi yoksa ekonomik
kaygıları da var mı?”




Aydan Özoğuz:

“Burada çok şey birleşti ve belki en büyük sorun o. Bir yerde görüyoruz
ki bir organizasyon ekibi var, hatta bunlar Nazi bile olabiliyorlar.
Yani resmen çok aşırı sağcılardan oluşturuluyor. Ama bunun arkasına
birçok kişi katılıyor ve “Evet Fransa’da gördüklerim beni korkutuyor,
başörtülü bir kadın beni korkutuyor veyahut sevmiyorum’‘ diyor. Yani
hepsi var. Aynı zamanda bu son işte az önce bahsettiğim forumlarda şunu
da görüyoruz; ‘‘Benim kazancım yetmiyor veyahut işsizim, işsizlik parası
hiçbir şeye yetmiyor” diyenler de var. Belki burada üçüncü bir şey daha
var. Doğu Almanya hala tam olarak Batı Almanya’nın bir parçası olmadı.
Şimdi tüm Doğu Almanya için bunu söyleyemeyiz. Çünkü görüyoruz ki orada
da karşı gelenler fazla. Yani hepsi yabancı düşmanı değiller tabii ki
yanlış anlaşılmasın. Ama demokrasiyi henüz bir kazanç olarak hissetmeyen
kişilerin sayısı çok ve zaten görüyoruz ki Almanya’nın bir tek Dresden
kentinde 20 binden fazla kişi sokağa çıktı Pegida için. Bu bir yerde
tabii sevindirici bir şey çünkü Almanya’nın hiçbir yerinde bunu
yapamadılar. Tüm Almanya’dan oraya gidiyorlar ve sayıları ancak 20-25
bin oluyor.”




Gizem Adal, euronews:

“Söylediklerinizden yola çıkarak şimdi uyum, entegrasyon, bütün bunlar
için, kültürlerin uyumu, azınlıkların uyumundan bahsediyoruz ama
Almanya’nın önce kendi içinde uyumlu hale gelmesi gerekiyor, bunu da
sözünüzden çıkarabilir miyiz? Doğu ve Batı Almanya’nın hala birbirine
gerçekten entegre olmadığını?”




Aydan Özoğuz:

“Tüm olarak söyleyemeyiz. Tabii Doğu Almanya daha büyük, diğer
şehirlerde bunu yaşamıyoruz. Yani onun için tam olarak söyleyemeyeceğiz
ama belli bir kısım için evet. ‘‘Demokrasiyi farklı düşündüm” veyahut
‘‘Ben hayatımda büyük eksiklikler hissediyorum, böyle bir depresyondan
yola çıkarak başkalarına karşıyım” diye düşünüyorlar. Bu Dresden’de
Müslüman yok, İslamiyet yok. Yani bir yerde kendilerini hem uzak
hisseden kişiler, hem de bu normal, evet beraber yaşayabiliriz, evet sen
Müslüman olabilirsin, ben Hristiyan veya hiç. Doğu Almanya’da tabii bu
özellik var. Dine karşı zaten bir şüphe var.”




Gizem Adal, euronews:

“Daha ateist bir yaklaşım?”




Aydan Özoğuz:

“Tabii, tamamen dine karşı, ateist denilen, dine karşılık var. Bu her
zaman oradaki hükümetten bir yerde gösterilen bir şey. Yani o nedenle
bütün bunları hep göz önünde bulundurmak lazım.”




Gizem Adal, euronews:

“Almanya’daki göçmenlerin bu İslam karşıtı Pegida hareketinin eylemlerinden korkmaları endişelenmeleri gerekiyor mu sizce?”




Aydan Özoğuz:

“Tüm Almanya için mi?”




Gizem Adal, euronews:

“Evet, tüm Almanya için diyorum. Özellikle doğu olmak üzere, yani Dresden olmak üzere geneli için söylüyorum.”




Aydan Özoğuz:

“Almanya içerisinde görüyorsunuz ki değişik şehirlerde birkaç bin kişi
sokağa çıkıyor. Yani önemli olarak görülüyor bu yapılan şey. Buna karşı
bir sinyal vermemiz lazım, yani bu kadar önemi var. Ama bunun üzerinde
çok fazla böyle bir korku gibi bir şey zannetmiyorum, yani gözükmüyor.
Yani herkes gayet rahat hayatına devam ediyor, yaşıyor. Belki
yurtdışından olduğundan biraz daha fazla gözükebilir. Yani bizler
mesela, Almanya’nın her tarafından yaşayan Müslümanlar her gün korku
içinde değiliz. Yani bu çok abartılmış bir şey olur söylesem. Ama benim
için Dresden veya Saksonya eyaletinde korkan kişiler varsa bile fazla.
Biliyoruz ki bazı mülteciler pazartesi günü çocuklarını okula
yollamıyorlar.”




Gizem Adal, euronews:

“Yaklaşık 4 milyondan fazla Müslüman yaşıyor ülkede. Bunu düşündüğümüz
zaman, bunlar 1960’larda işçi olarak geldiler ama şu anda birçoğu
işveren, potansiyel anlamda Almanya’ya kazancı olan kişiler. Almanya
hükümeti bu hareketlere karşı, Pegida başta olmak üzere, ne gibi
önlemler aldı, alıyor?”




Aydan Özoğuz:

“Almanya yani hükümet olarak tabii ki tam olarak takip ediyoruz. Bizim
için en önemli şey ve bunu mesela tüm toplum istiyor; evet herkesin
caddede düşüncesini ortaya koyabilmesi lazım. Tabii radikaller ayrı. Ama
herkes; ‘‘Evet, ben şundan korkuyorum veya Müslümanları sevmiyorum”
bile diyebilir tabii ki. Ama bu; ‘‘Bundan sonra bir korku yaratabilirim,
Müslümanların peşine düşebilirim, onlara herhangi bir kötülük
yapabilirim” demek değil ve bunu tamamen şu an tabii gözetiyoruz.
Özellikle Saksonya’da. Oradaki eyaletten sorumlu bakan da çok eleştiri
gördü bu son zamanlarda. Çünkü yeterince azınlıkları korumuyor gibi
gözüküyor, bunlara dikkat ediyoruz. Ama aynı zamanda tabii belki şunu da
yapmak lazım; kim hangi konuda neyi öne koyuyor, bunu bulmamız lazım ve
esas toplumu yani herhangi bir korkum var diyen toplumu bu
organizasyondan ayırmamız lazım. Sağcı organizasyondan, popülist
organizasyondan. Bunu ancak konuşarak yapabiliriz tabii, görüşerek ve
tabi toplumun bu karşı hareketleriyle de biraz reaksiyon çıkıyor.”




Gizem Adal, euronews:

“Siz Almanya’da doğmuş, büyümüş Türk kökenli bir Alman bakanı olarak Hristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin (CSU) “Göçmenler evlerinde Almanca konuşsun” talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?”




Aydan Özoğuz:

“Bu konuda tüm Almanya çok güldü diyebilirim ve şuradan görebilirsiniz.
Yani bir gün içerisinde kayboldu bu talep zaten. Ondan sonra da
“Toplumda Almanca konuşulsa iyi olur” denildi. Görüyoruz ki bazı konular
tam düşünülmeden ortaya koyuluyor. Hala var, özellikle bu Hristiyan
Sosyal Demokratlarda. Ama genelde Almanya’da büyük bir gelişme de
görüyoruz. Yani bu son yıllarda birçok konuda büyük adımlar atabildik.
Bu beni sevindiriyor tabii ki.”




Gizem Adal, euronews:

“Genelde Avrupa genelinde Selefiler’in artışı gerçekten ciddi bir
tehdit. Almanya’da da resmi verilere göre yaklaşık 7 bin Selefi
yaşıyor.Gençlerin sosyal medya üzerinden beyinleri yıkanıyor. Özellikle
siz, bakanlığınız ve Alman hükümeti bu konuda neler yapıyor?”




Aydan Özoğuz:

“Aşağı yukarı 500 gençten bahsediyoruz. Yani toplumla kıyasladığımız
zaman görüyoruz ki çoğunluk, gençlerin de çoğunluğu böyle şeylere
katılmıyor. Allah’a şükür. Ama büyük bir tehlike tabii ki.”




Gizem Adal, euronews:

“Organizasyonlarına gidiyor, birebir onlarla tanışıyor.”




Aydan Özoğuz:

“Veyahut onlar geliyor. Yani daha kötüsü, tabi onlar geliyor ve daha iyi
bir hayat onlara söz veriyorlar. Yani sen bu topluma ayak
uyduramadıysan ve Almanya’da özellikle bunu görüyoruz. Başka ülkelerde
mesela akademisyenler gidiyor, bunu duyuyoruz ama Almanya’da öyle değil.
Almanya’da okulunu yapamayan, toplumda bir türlü yerini bulamayan
gençler yani özellikle o kitle üzerinde başarılı oluyorlar, o kitleyle
konuşuyorlar. Bu ne demek; iki şey demektir tabi. Hem uyum politikasını
burada daha da bir yerde yoğunlaştırmamız gerekiyor. Yani daha fazla
okuldaki başarıya bakmamız lazım, her gence bir yol açmamız lazım ki
bunu da yapıyoruz. Son yıllarda büyük bir başarı gördük. Ama hale okulda
başarılı olamayan gençlerin sayısı çok yüksek, Türklerin arasında Türk
kökenlilerin arasında. Burada bir problem görüyorum. Ama aynı zamanda
yani ‘‘Herkes beni dinlesin, büyük, kuvvetli bir organizasyona katılmak
istiyorum’‘ diye düşünüyorlar. Şu an mesela bazı geri dönenlerden bunu
duyduk. ‘‘Bunu bir kere hayatımda hissetmek istedim” diyorlar. Demek ki
böyle bir türlü içinden yani bu kuvveti hissedemeyen gençler var. Bence
onlarla da biraz daha fazla diyalog içinde olmamız lazım. Anne-babalarla
tabii aynı zamanda.”




Gizem Adal, euronews:

“Elbette anne-babalarla, okullarla. Peki bu geri dönenler bahsedersek,
yaklaşık 500 gencin 200-300’ü geri döndü. Ortalama tabi, tahmini
veriler.”




Aydan Özoğuz:

“Bazıları öldü orada.”




Gizem Adal, euronews:

“Bazıları öldü ama bunlar tahmini veriler. Çoğu Alman vatandaşı. Alman
vatandaşı olanlar döndükten sonra nasıl bir yakın takibe alındı?”




Aydan Özoğuz:

“Tabi onlarla konuşuluyor sürekli, hatta dikkat de ediliyor. Yani ne yapıyorlar, kimlerle görüşüyorlar, zihniyetleri ne diye.”




Gizem Adal, euronews:

“Pasaportları alınmadı ama değil mi?”




Aydan Özoğuz:

“Pasaportlar şimdi alınıyor ellerinden. Yani bundan sonra Avrupa
içerisinde dolaşabilirler ama Avrupa dışına çıkamayacaklar. En azından
legal yoldan çıkamayacaklar. Bu bir yerde bir sinyal. İsteyen yine bir
yol bulabilir kendine ama en azından geri dönemez öyle kolay kolay. Bunu
biraz göstermemiz lazım ki bir insanın kültürü önemli değil, dini
önemli değil ama başka insanlara silah çekerse, başka insanları
öldürürse, bu toplumun bir parçası olarak hissetmesin kendini. Bu toplum
ona karşı çıkacak ve diyecek ki; ‘‘Biz böyle insanları istemiyoruz. Ne
demek bu? Başka insanları ne hakla öldürebilirsin? Sen gidip öyle bir
şey mi kendine dedirtiyorsun? O zaman sen iyi bir Müslüman mı
olacaksın?” diye, yani bunu kimse sana söyleyemesin. Bunu biraz daha
direkt olarak, belki biraz daha agresif olarak söylememiz gerekir.”




Gizem Adal, euronews:

“Tüm Almanya’nın göç, mülteci ve uyumdan sorumlu devlet bakanısınız.
Sadece Müslümanların değil. Ülkede yaklaşık 50 bin tane Yezidi’nin
yaşadığı tahmin ediliyor. Irak’ta ve Suriye’deki zulümü gördüğümüz zaman
Yezidiler onların gözünde dinsiz, onları şeytana tapıyor olarak
görüyorlar. Gerçekten ailelerinin önünde ciddi bir zulümle
karşılaştılar. Genç kızlar tecavüze uğradı, evlerinden ayrı kaldılar,
öldürüldüler. Bu Selefi gruplarla Yezidiler arasındaki uyumu Almanya’da
sağlamak açısından herhangi bir planınız var mı? Ya da şimdiye kadar
karşılaştığınız herhangi bir sıkıntı oldu mu?”




Aydan Özoğuz:

“Ben Yezidi gruplarla görüştüm, onların korkularını dinledim, hatta uzun
uzun konuştuk. İbadet evlerine gitmek istiyorum, yakınlık göstermek
istiyorum ve en önemlisi biz mesela Irak’taki Hristiyanlar olsun,
Yezidiler olsun, Müslümanlar olsun, hepimiz bir araya gelip
yakınlığımızı burada göstermemiz lazım. Biz hep beraber teröre karşıyız,
biz bu tür insanlık dışı davranışa karşıyız. Yani bunu hep beraber yan
yana göstermemiz lazım. Bu benim için en önemlisi. Çünkü terörü bir
dinle bağlamak da yanlış ve burada tabi o yapılıyor. “Hep bu Müslümanlar
yapıyor ne de olsa” diyorlar. Bunu önlemek için burada yan yana gelip,
hepimiz teröre karşı olduğumuzu ve bu şekilde kadınlara karşı yapılan
bir şeyi kabul edemeyeceğimizi, tam tersi biz onları savunduğumuzu, biz
onlara burada ortamızda yer açtığımızı göstermemiz lazım. Bu çok önemli.
Tabii çok gelen var buraya, onlara yardım ediyoruz. Ama Müslümanlar da
yardım ediyor, Hristiyanlar da yardım ediyor, dini olmayan da yardım
ediyor. Bunu göstermemiz lazım.”




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder