Ahsarla #etiket
7 Haziran yeni Türkiye için irade ortaya koyma günüdür Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ve beraberindeki heyeti Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti.
Esnaf ve sanatkarlara konferans salonunda seslenen Erdoğan, "Evinize,
milletin evine, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldiniz" ifadesini
kullandı.
Mekanların insanlarla anlam kazandığını, burada farklı
kesimlerden insanlarla bir araya geldiğini anlatan Erdoğan, daha önce
muhtarları ağırladığını, 50 bin muhtarı ağırlamayı hedeflediğini
söyledi.
Erdoğan, milletle buluşmalarının devam edeceğini, bugün
de 1 milyon 650 bin esnaf ve sanatkarı temsilen konukları ağırlamaktan
duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Esnaf ve sanatkarın toplumun
omurgası olduğunu, bu omurga ne kadar sağlam olursa ülkenin de o kadar
güçlü olacağını dile getiren Erdoğan, "Omurgasız bir bedenin ayakta
kalması nasıl mümkün değilse, esnaf ve sanatkarının güçlü olmadığı bir
Türkiye'nin de tüm ihtişamıyla ayakta kalabilmesi, geleceğine umutla
bakabilmesi mümkün değildir" diye konuştu.
Esnaf ve
sanatkarların tarihte de önemli yeri olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Esnaf
ve sanatkarı özellikle toplumdan tecrit etmeye kalkarsanız o toplumu
zayıf düşürürsünüz" dedi.
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, ne zaman sıkıntıya düşülse esnaf ve sanatkarın, ülkenin ve
toplumun bütünleştirici, birleştirici gücü olarak devreye girdiğini
kaydetti.
Kırşehir ziyaretini hatırlatan Erdoğan, "Siyasi tarihimde hakikaten Kırşehir'de böyle bir buluşma olmamıştı" dedi.
Ahiliğin 3 açık, 3 kapalı şartını anlatan Erdoğan, 3 açık şartı "Elini,
kapını, sofranı açık tut", 3 kapalı şartı "Dilini, gözünü, belini bağlı
tut" olarak sıraladı. Cumhurbaşkanı
Erdoğan, "Bu ilkelere sıkı sıkıya bağlı bir esnaf teşkilatı ve onun
mensupları her türlü krize, sıkıntıya karşı zırhlanmış, şerbetlenmiş
demektir. Ahilik geleneğinde ifadesini bulan ahlaka sahip çıktığınız, bu
geleneği yaşattığınız sürece hiç bir güç sizlere, sizin şahsınızda
bizlere zarar veremez, hiç bir güç sizleri ortadan kaldıramaz" şeklinde
konuştu.
Erdoğan, geçmişte esnafın ve sanatkarın ihmal
edildiği, yok sayıldığı, görmezden gelindiği dönemler yaşandığını
belirleterek, "Esnafın sokakta gösteri yapmaya mecbur bırakıldığı,
esnafla devletin karşı karşıya getirildiği günler oldu. Biz,
Başbakanlığımız döneminde de Cumhurbaşkanlığımız döneminde de attığımız
her adımda esnafımızla hareket ettik, ediyoruz" dedi.
Kamuya
borçların yapılandırılmasından, kredi imkanlarının genişletilmesine
kadar esnafı güçlendirecek, esnafın önünü açacak düzenlemeleri birer
birer hayata geçirdiklerini anlatan Erdoğan, en son perakende ticaretin
düzenlenmesine ilişkin kanunu da çıkardıklarını hatırlattı.
Kanunun tüm esnaf ve sanatkarlara hayırlı olmasını dileyen Erdoğan,
esnaf ve sanatkarlara, verdikleri teşekkür ilanındaki iltifatları,
kadirşinaslıkları için şükranlarını sundu.
"Bu idari yapıda, elbise Türkiye'ye dar geliyor"
Türkiye, büyüdükçe, güçlendikçe, imkanları ve kabiliyeti arttıkça yeni
ihtiyaçların ortaya çıktığını, bir süredir tartışmaya açtığı, üzerinde
konuşulmasını istediği başkanlık sisteminin, böyle bir ihtiyacın ürünü
olduğunu belirten Erdoğan, 1940'ların, 1970'lerin, 1990'ların Türkiyesi
ile bugünün Türkiyesinin çok farklı olduğunu ifade etti.
Dün,
toplu iğne bile üretme imkanı olmayan, asgari ihtiyaçlarını karşılamakta
zorluk çeken, 70 sente muhtaç ekonomisiyle, kendisine yön vermekte,
istikamet çizmekte zorlanan bir Türkiye'nin olduğunu kaydeden Erdoğan,
"Bugün hamdolsun, 78 milyonu bulan nüfusuyla, 800 milyar dolarlık milli
geliriyle, 158 milyar dolarlık yıllık ihracatıyla, yüzde 10'un altına
düşmüş işsizliği ve enflasyonuyla, bölgesel ve küresel konulardaki
liderlik konumuyla bambaşka bir Türkiye var" diye konuştu.
"Artık, Türkiye'deki bu idari yapıda, elbise Türkiye'ye dar geliyor,
artık bunu aşmamız lazım" diyen Erdoğan, Türkiye'yi hala eskinin
kriterleriyle, ölçüleriyle, parametreleriyle değerlendirenlerin, bu
gerçeği göremediğini dile getirdi.
Yeni, büyük Türkiye'yi
anlamayanların, anlayamayanların, diğer pek çok mesele gibi, başkanlık
sistemi tartışmasında da yanlış yerde durduğunu, konuya yanlış
pencereden baktığını belirten Erdoğan, "Üstelik bunu açıkça da ifade
ediyorlar. Çok enteresan, bir muhalefet partisinin genel başkanı çıkmış
diyor ki; 'Biz, Erdoğan'ın beyaz dediğine siyah, siyah dediğine beyaz
deriz'. Bu ne demek biliyor musunuz? Tam, şecaat arz ederken sirkatin
söyleyenler bunlar. Güya büyük bir laf edecek ama bunu yaparken
küçüldükçe küçülüyor" dedi.
"Milletin tercihine saygısızlıktır"
"Sen, bunun beyaz olduğunu biliyorsun ama bunu Erdoğan
söylediği için kabul etmiyorsun ve diyorsun ki 'Hayır siyahtır' Şimdi
böyle siyaset olabilir mi?" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Söylenen sözün, yapılan işin doğruluğuna, yanlışlığına, faydasına,
zararına değil de sadece söyleyene bakarak tavır aldığını ifade edebilen
bu anlayış tam eski Türkiye prototipidir. Halbuki bizim tartışılmasını
teklif ettiğimiz başkanlık sistemi o siyasi partinin yıllarca savunduğu,
dile getirdiği bir sistemdir. Bu görüş, rahmetli Türkeş tarafından,
'Tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz' diye
açıkça ifade edilmiş olan bir sistemdir. Sırf biz önerdik diye kendi
tarihlerine, törelerine ters düşmek pahasına başkanlık sistemine karşı
çıkıyorlar. Neymiş efendim? Bu ülkede 'Duçe, Führer, çar' çıkmazmış.
Biz, bu ülkede bir daha milli şef özentileri çıkmasın diye başkanlık
sistemi diyoruz. Biz, bu ülkede, bir daha vesayet odaklarından güç
alınarak milletin iradesi hiçe sayılmaya kalkışılmasın diye başkanlık
sistemi istiyoruz. Bu ülkede, hiç kimse millete efendilik taslamayı,
mürebbi edasıyla parmağını sallayarak milleti terbiye etmeyi aklından
geçiremesin diye başkanlık sistemini teklif ediyoruz."
Birisinin "Kuzey Kore'yi, Afrika'yı örnek gösterdiğini", diğerinin ise
"kurtuluş savaşı vermekten" söz ettiğini aktaran Erdoğan, "Türkiye'ye
bakıp da Kuzey Kore'yi, Afrika'yı gören anlayış, her şeyden önce milli
iradeye, milletin tercihlerine saygısızlık yapmaktadır. Aynı şekilde
'savaş' kelimesini telaffuz eden kişi, bunun millete karşı bir savaşı
ifade ettiğinin farkında bile değil" diye konuştu.
Milletin yüzde 52'sinin oyuyla göreve gelmiş cumhurbaşkanına, 'Ondan cumhurbaşkanı
olmaz' diyebilen bir anlayışın, Türkiye'ye bakınca Kuzey Kore'yi
göreceğini ifade eden Erdoğan, kendilerini eleştirenlerin,
gönüllerindeki özlemi ifade ettiğini söyledi.
"Nasıl sakin olacağız?"
"Bize 'diktatör' diyenlerin, kendi partilerinde, camialarında yaşanan
en küçük bir farklılığa nasıl tahammülsüz olduklarını gördük, görüyoruz"
diyen Erdoğan, "İhraç ediyorlar mı? Ediyorlar. Niye tahammül
edemiyorlar? Hadi tahammül edin" dedi. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kendilerinin de içinde bulunduğu seçimle iş başına gelmiş olan bizi,
bu şekilde eleştirenlerin, Mısır'da, Suriye'de kendi halkını insafsızca
katleden diktatörler için ağızlarını açtıkların duydunuz mu? Ben, bu
vesileyle DEAŞ'ın Ürdünlü pilotu yakma eylemini telin ediyorum,
lanetliyorum. Tabii pilota rahmet dilerken, ailesine de başsağlığı
diliyorum. Ürdün milletinin de başı sağ olsun diyorum. Böyle bir vahşet
olamaz. Böyle bir şeyi kabullenmek mümkün değil. Bunun, bizim dinimiz
İslam'la yakından, uzaktan alakası yoktur. Bunların da İslam'la alakası
yoktur. İşte Mısır'da 183 kişiye idam cezası verildi. Peki, bu idam
cezasını veren yargı ve onun arkasında duran darbeci yönetimi acaba
batıcı ülkeler şu anda telin ediyor mu? Avrupa'da idam yasak, yok. Peki
çıkın konuşun ya, bunlara bir şeyler söyleyin. Aynı şekilde Amerika,
çıkın bir şeyler söyleyin. Aynı şekilde Rusya, çıkın bir şeyler
söyleyin. Nasıl oluyor da hiçbir suçu olmayan bu insanlar darbeye karşı
çıktıkları için 183 kişi idam ediliyor?"
"Diyorlar ki 'Sayın
Cumhurbaşkanım, bu konularda biraz sakin olsanız. Nasıl sakin olacağız?"
diyen Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Ağlarım, ağlatamam; hissederim,
söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım" dizelerini okudu.
Erdoğan, "Peki Rabbimiz ne diyor? Sevgili habibi ne diyor? Temel
olarak, toplu olarak medeniyetimizin bu noktadaki yaklaşımını alıyorum;
ya elimizle müdahale edeceğiz, ya dilimizle müdahale edeceğiz, buna da
muktedir değilsek, kalbimizden buğz edeceğiz" diye konuştu.
"O Türkiye geride kaldı"
"Bunlar darbelerle, ara dönemlerin sisli ortamlarında iktidara gelmeye alışmışlar" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Millete müracaat ederek, milletin desteğini alarak, milletin
teveccühüyle iktidara gelmek gibi bir düşünceleri, bir umutları,
hayalleri yok. İstiyorlar ki Türkiye, bir kitap fırlatmasıyla, bir
demeçle, bir fiskeyle bir gecede yerle yeksan olan zayıf bir ülke olarak
kalsın. Onlar da kaos ortamından kendilerine güç ve iktidar devşirsin.
Hiç kimse kusura bakmasın, o günler geçti. O Türkiye geride kaldı.
Artık manşetlerle, manipülasyonlarla, lobilerle yönetilen, istikameti
çizilen, geleceği belirlenen bir Türkiye yok."
"Çift olmasın tek olsun' diyoruz"
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın konferans salonunda esnaf ve
sanatkarlara hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'yi yönetmek isteyenlerin
millete giderek meramını anlatması, vizyonunu ortaya koyması
gerektiğini belirterek, "Eğer millet sana inanır, güvenir, destek verir,
imkan sağlarsa işte o zaman gelir, ne yapmak istiyorsan onu yaparsın"
ifadesini kullandı.
" Cumhurbaşkanı
denetim mekanizmalarını kaldırıyor, böyle bir özlemin içinde"
şeklindeki değerlendirmeleri "Haşa" diyerek yanıtlayan Erdoğan,
ABD'deki başkanlık sisteminde çift kamaralı bir sistemin ve güçlü bir
denetimin olduğunu anımsattı.Cumhurbaşkanı
Erdoğan, "Biz, 'çift olmasın tek olsun' diyoruz. Şu andaki yapımız gibi
olsun ve bu parlamento neye müsaade ederse başkan onu yapabilir ve o
kadar yapabilir. Müsaade etmediğini yapamaz" diye konuştu.
Türkiye'de sağlık reformunun yapıldığını ancak ABD Başkanı Barack Obama'nın hala sağlık reformunu yapamadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Niye? Müsaade etmedikleri için. 'Sen peki bunu niye istiyorsun'. Bizim
derdimiz başka ama hiç olmazsa verdiği yetkiyi başkan sonuna kadar
kullanabiliyor. Atananların değil seçilmişlerin daha hakim, daha
kudretli olduğu bir yapı ortaya çıkıyor. Gerçek, ileri demokrasi bu.
Seçilenlerin atananları, atananların seçilenleri... Buradaki ayrımı
yaptığın zaman, atananlar seçilenleri değil seçilenler atananları
yönetecek. Olay bu. Bir bürokratik oligarşi emperyal bir
anlayışla egemenlik sürdürmeyecek. Sen tercihlerinden dolayı gece
gündüz millete hakaret et, seçim günü gelince de git milletten destek
iste. Göbeğini kaşıyan adam dediğin millet sana oy verir mi, vermez.
Millet kendisine saygısı olmayana itibar etmez. Ülkeyi yönetme
sorumluluğunu hiç vermez. Önce millete, milletin tercihlerine saygı
göstermeyi öğreneceğiz. Anayasanın, hukukun, yasaların sana vermediği
bir hakkı, milletin sana teslim etmediği bir gücü hakaretle,
küfürle, tehditle, terbiyesizlikle elde etmeye kalkarsan cevabını
alırsın.
Hiç kimsenin bu ülkeyi kaosa sürüklemesine, bu ülkedeki demokrasi iklimini zehirlemesine izin veremeyiz. Bu, her şeyden önce Cumhurbaşkanı
olarak benim en başta gelen görevimdir. Ayrıca 'nefsi müdafaa hakkı'
diye de bir şey var. Bana saldıranlara, bana hakaret edenlere karşı
gereğini yapmak, öncelikle hukuk ortamında benim nefsi müdafaa
hakkımdır. Aslında bunların şöyle sıkı bir ahilik dersine ihtiyacı var.
Neydi ahiliğin üç kapalı şartı? Dilini, gözünü, belini bağlı tutacaksın.
HacıBektaş-ı Veli,
onun sözüne de bunlar kulak vermezler, 'Eline, beline, diline sahip
çıkacaksın' diyor. Çıkmazsan sonuçlarına katlanırsın. Onun için ne
demişler, 'edep yahu' demişler. 'Edep yahu'daki de nedir biliyor
musunuz, el, dil, bel. Bu ilkelere uymayanlar, hak ettikleri dersi ahilerimizden, sanatkarımızdan, milletimizden almışlardır, almaya devam edeceklerdir."
"7 Haziran yeni Türkiye için irade ortaya koyma günüdür"
Kırşehir'e gidişini yadırgayan parti genel başkanları olduğunu dile
getiren Erdoğan, "Meydanlara çıkıyor, Cumhurbaşkanlığı yeminini unutmuş,
meydanlarda konuşuyor" değerlendirmeleri yapıldığını anımsatarak,
"Bunlar, Cumhurbaşkanlığı yeminin muhtevasını da herhalde pek iyi
bilmiyor. Her zaman söylüyorum, ben tarafım ama bu, bir siyasi partinin
tarafı olmak anlamına gelmeyecek. Ben milletin tarafındayım. Onlar bunu
göremiyorlar" ifadelerini kullandı.
Kırşehir'de bir toplu açılış törenine, Cumhurbaşkanı olarak davet edildiğini, oraya gelen on binlerce insana hitap ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Neden rahatsız oluyorsunuz? Cuma günü Bursa'dayım, orada da açılışlar
yapacağız. Roman vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz, onlara da hitap
edeceğiz. Daha sonra başka illerde hem teşekkür ziyaretlerini hem bu tür
ziyaretleri aynı şekilde yapacağız. Niye bunlardan rahatsız
oluyorsunuz? Ne dedim, 'Masada sadece gelen evrakları imzalayan bir cumhurbaşkanı olmayacağım' dedim. 'Koşan, koşturan, yatırımları yerinde takip eden, izleyen bir cumhurbaşkanı
olacağım' dedim. Bu, benim en doğal hakkım. Niye bundan rahatsız
oluyorsun? Yatırımları yerinde takip etmek de acaba bu yemine aykırı mı
düşüyor? Nasıl bir iştir bu? Bunları kontrol etmek, takip etmek en doğal
hakkımdır. Milletim adına bunları takip etmek benim görevimdir.
7 Haziran bu ülkede, milletimizin yeni Türkiye için bir irade ortaya
koyma günüdür diyorum. 7 Haziran bu ülkede, maalesef başaramadığımız
yeni anayasa olayını başarabilmek için iradesini ortaya koyma günüdür
diyorum. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz, milletimiz bu yetkiyi kime
verecek olursa, bu yetkiyi alan da anayasayı yapabilecek bir güçle alsın
ki gelsin hem yeni Türkiye'nin temellerini atsın hem de yeni anayasayla
isterse başkanlık sistemini getirir, isterse getirmez. Karar
milletindir, benim değil."
"Benim de bir oy hakkım var"
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, 7 Haziran'da kendisinin de bir oy hakkı olduğuna vurgu
yaparak, ailesinin de kime oy verdiğini bilemeyeceğini kaydetti.
Yıllardır bu fikirleri ifade ettiğini anımsatan Erdoğan, "Dikkat
ederseniz ne anayasa ne başkanlık sistemi tartışmasında ortaya
koyduğumuz bir ön şart, bir dayatma yok. Türkiye'nin bu değişime, bu
dönüşüme ihtiyacı olduğuna inandığımız için herkesin görüşünü serbestçe
ortaya koymasını istiyoruz. Bunların hepsi konuşulacak, tartışılacak,
bir formata kavuşturulacak, bir metne dönüştürülecek ve sonuçta nihai
kararı elbette milletimiz verecek."
Erdoğan, dünyada farklı idare sistemlerinin uygulandığı bir çok ülkeye gittiğini dile getirdi.
"En ileri demokrasi, en ileri ekonomi" olarak nitelenen ABD'nin, başkanlık sistemiyle yönetildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı
Erdoğan, "Bunun şahsım olması, bir başkası olması önemli değil. Millet,
önce sistem sonra da kimi buna layık görürse onu getirecektir. Bu
konuda, şu veya bu meselesi değil. Köşe yazarları, ekranlara bakıyorum,
televizyonlarda bazı konuşmacılar ileri geri birçok şeyler konuşuyor.
Sayın Başbakan ile benim arama bazı şeyleri sokmak, bu tür gayretlerin
içine girmek istiyorlar. Boşuna uğraşmasınlar, kusura bakmasınlar. Biz
dertliyiz. Milletimize bedel ödettirecek hiçbir kararın altında Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan'ın imzası olmaz. Bunu bilmeleri lazım. 12 yıllık
hassasiyetimiz neyse bundan sonra da aynı hassasiyetimiz devam eder"
değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin muasır medeniyetler
seviyesinin üzerine çıkması gerektiğine işaret eden Erdoğan, 2023'te
Türkiye'de kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolar seviyesine
yükselmesini hedeflediklerini belirtti.
"Birileri paçalarımızdan
çekmeye gayret ediyor. Neyle? Faizle. Olmaz. Bu doğru bir adım değil"
ifadesini kullanan Erdoğan, bugün esnafa verilen destek ve kredilerin,
faiz uygulamasının geçmişle mukayesenin mümkün olmadığını
aktardı. Erdoğan, "Fakat yeterli mi? Yine değil. Bunu daha iyi bir
noktaya getirmemiz lazım. Bu konuda 'Enflasyon şuraya inerse biz de
faizi düşüreceğiz' diye bir mantık, yanlış bir mantıktır. Böyle bir
mantık olmaz. Enflasyona göre faiz ayarlanmaz. Faiz zaten enflasyonu
oluşturur" dedi.
"Bu faizle benim girişimcim, sanatkarım, esnafım ne yapacak"
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, faizin yüksek olması halinde enflasyonun da yüksek olacağını,
faiz düşürüldüğünde enflasyonun da düşeceğinin altını çizerek, şöyle
devam etti:
"Hala bunu anlayamayanlar var. Eğer faizi
düşürürsek, eğer biz yatırımcıya, girişimciye düşük faizle kredi
verirsek ne olacak? Yatırımlar olacak. Yatırım olunca ne olacak?
İstihdam olacak. İstihdam olunca ne olacak? Üretim olacak. Düşük faiz
olması hasebiyle uluslararası rekabette yatırımcılarımızın yeri
olacaktır. O zaman ihracatımız 158 değil, belki 258'e fırlayacaktır. Bu
adımları atmamız lazım. Ama şimdi siz bir bakıyorsunuz, hala Merkez
Bankası'nın açıklamış olduğu bu faizde, yüksek bantta bakınca 11,7 değil
mi? Buna bir de komisyonları ilave ettiğiniz zaman, 15, 16, 17 gidiyor.
Bu faizle benim girişimcim, sanatkarım, esnafım ne yapacak? İşte adı
bağımsız kurul. Bağımsız. Böyle olunca gelinen nokta maalesef bu. Bizim
daha iyi noktayı yakalamamız lazım. Bunu başarmamız lazım."
"Projesi olanı tahkir etmeyi 'siyaset' diye sunmaya kalkarsanız, olmaz"
Başkanlık sistemine de değinen Erdoğan, "Biz 'başkanlık sistemi
konuşulsun' derken, illa 'şöyle bir sistem olsun' demiyoruz. Bu konuda
en başta olumlu veya olumsuz görüşünü, fikrini, projesini ortaya koyması
gerekenler siyasi partilerimizdir, siyasetçilerimizdir. Gelin
düşüncelerinizi ortaya koyun" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İç Güvenlik Paketi'ne yönelik sözlerini eleştiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"(Sokağa dökülürüz) diyor. Şurada iç güvenlikle ilgili şu anda yasal
düzenleme çalışması var. Molotof suç olmayacakmış. Böyle bir mantık
olabilir mi? Siyasetçi kalkıp şunu söyleyebilir mi: 'Ben o elinde
molotoflu olanların önünde giderim' diyor. Böyle bir mantık olur
mu? Milletin önüne yeni bir ufukla, yeni bir fikirle, yeni bir projeyle
gelemedikleri sürece milletimiz bunları hep muhalefete mahkum edecektir.
Projesi olanı da tahkir etmeyi 'siyaset' diye sunmaya kalkarsanız, işte
bu olmaz. Bu yöntemin işe yaramadığını, geçtiğimiz 12 yılda 7 seçim ve
2 referandum ortaya koydu. Açık, net ortada. Sürekli aynı şeyleri
yaparak her seferinde farklı bir sonuç beklemek akıl karı bir iş
değildir.
Biz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde milletimize ne vaat
ettiysek onu yapıyoruz. Ne yeni anayasa ne başkanlık sistemi meselesi
ilk defa konuşulmuş, söylenmiş, gündeme getirilmiş hususlar
değildir. Belediye başkanlığımdan bu yana, 94'te İstanbul'a belediye
başkanı oldum, o günden sonra sürekli televizyon programlarında,
gazetelere verdiğim röportajlarda, bu konu hep sorulmuştur. Ben de bu
konudaki düşüncemi hep söylemişimdir. Bu sistemi savunanlar arasında
Türkeş'i görürsünüz. Rahmetli Turgut Özal'ı görürsünüz ve Demirel'i
görürsünüz. Onlar da bunu savunuyor. Samimi olarak Türkiye'nin bu yol,
bu yöntem vasıtasıyla köklü bir değişime ihtiyacı olduğuna inandığımız
için yeni anayasa ve başkanlık sistemi meselesinin takipçisiyiz."
"Musademe-i efkardan barika-i hakikat doğar"
Mevcut durumun bir takım sıkıntıları bulunduğunu söyleyen Erdoğan, "Ama
unutmayın ki Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık makamlarında kimlerin
bulunduğu belli" dedi.
Türkiye'de ilginç bir durum yaşandığını
ifade eden Erdoğan, mevcut durumdan memnun olması, bu hali muhafaza
etmek için uğraşması gerekenlerin değişim için mücadele ettiğini,
değişimden yana olması gerekenlerin ise mevcut durumun devam etmesi için
çabaladığını aktardı.
Erdoğan, şöyle devam etti:
"Zaten
mevcut durumda iktidar olamıyorsunuz. Bu denendi. Sistemin değişmesi
sizin için de bir fırsat olabilir. Ben samimiyetle Türkiye'nin yeni
anayasaya, başkanlık sistemine ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Bu yöndeki
telkinlerimi, tekliflerimi, düşüncelerimi ifade etmeye devam edeceğim.
Bu mesele milletimize malolduğunda onun hayata geçmesinin önünde hiçbir
gücün duramayacağına da inanıyorum. 7 Haziran olarak tarihi kesinleşen
önümüzdeki seçimlerin bu konuda belirleyici, yön verici bir seçim
olacağına inanıyorum. Esnaf ve sanatkarlarımızdan da toplumun diğer
kesimleriyle birlikte bu meseleyi konuşmalarını, müsamere etmelerini,
tartışmalarını özellikle istiyorum. Hani 'Musademe-i efkardan barika-i
hakikat doğar', o güzel söz var ya, yani fikirlerin çarpışmasından,
musademesinden hakikat güneşi doğar, bu odur. Fikirlerin,
düşüncelerin, tekliflerin tartışılması inanıyorum ki bizi hakikate doğru
götürecektir."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder