Bugüne
kadar roman ve öykü okumanın, insanı ve hayatı tanımaya yetmeyeceğine
dair önüme servis edilen saçma argümanların aksine, ben her zaman
yaşamaya ve insana dair olan şeylerin büyük bir kısmını elimdeki
kitaplardan öğrendiğimi düşünüyorum.
Yaşamın ne olduğunu, yaşamdan ne
beklemem ve neler beklememem gerektiğine dair ne kadar inancım ve ne
kadar hayal kırıklığım varsa bunları yüzüme vuran çoğu zaman roman
kahramanları olmuştur.
Bu yüzden Platonov’un dünyayı ve insanı tanıyan
yazarlardan biri olduğunu pekâlâ söyleyebilirim.
Moskova Çestnova’ya
şöyle söyletiyor Platonov:
“Bir şeylere acıyorum...
Bunca zamandır
yaşıyorum, yaşıyorum ama hayatım bir türlü istediğim şekilde
gerçekleşmiyor.”
Moskova’nın ruh hali ne kadar da tanıdık geliyor değil
mi?
Her zaman yaşadıklarından memnun olmayan, daha doğrusu olamayan ve
hep daha iyi, daha güzel şeylerin olacağına inanan biz, artık neyle
mutlu olacağımızı da bilemez olduk.
Aksine o, küçük şeylerle bile mutluluğa ulaşabilen ancak bunlarla yetinemeyen birisidir.
Andrey Platonov’un sansür yüzünden ancak 1991’de yayımlanabilen romanı ‘Mutlu Moskova’, yazarın insan ruhuna ne kadar hâkim olduğunun da kanıtı sayılabilecek türde.
Yazar, Moskova Çestnova aracılığıyla hem varoluşun cevapsız sorularına eğiliyor, hem de döneminin siyasi gerçeklerini gözler önüne seriyor.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder