Konut sahibi olmak isteyenlere müjde
Başbakan
Davutoğlu, "Konut kredilerinde mecburi olarak yatırılan yüzde 25
peşinatı biriktirmek için açılan her hesaba, devlet yüzde 15-20
nispetinde katkıda bulunacak" müjdesi verdi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Marriot Otelde düzenlenen "İnşat Sektörü Zirvesi"nin sonunda, sektör temsilcilerine hitap etti.
Başbakan Davutoğlu, konuşmasında, ilk kez tek bir sektör bazında,
kendisinin 8 bakanla bizzat katıldığı ve 5 önemli sektör kuruluşunun
sunuşlar yaptığı örnek bir toplantı gerçekleştirdiklerini
belirterek toplantıda, üzerinde çalışmakta oldukları imar yasası
tasarısıyla ilgili sunuşların, görüşlerin ele alındığını ifade etti.
Gerek kurumlara isim olarak gerekse sektöre verilmiş kanunlara
bakıldığında, üç kavramın dikkati çektiğini, bu kavramların inşaat,
imar, müteahhitlik olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları söyledi:
"Üçünün de insanı diğer varlıklardan farklılaştıran özellikleri var.
Tarih boyunca bir tek insanoğlu, inşaat yapabilme kabiliyetine sahip
olmuştur. Sıfırdan bir şeyi, taş taş üstüne koyarak inşa faaliyetini
gerçekleştirebilecek başka varlık yok. Yine imar bir tek insanoğlunun
eliyle estetik boyut kazanan inşa faaliyetidir. Onun için İbn-i Haldun,
imarı, imar etmek ile medeniyet arasında doğrudan irtibat kurar.
İnsanoğlunu diğer varlıklardan ayıran medeniyet kurma özelliği, imarla
ilgilidir, imar etmeyle ilgilidir. Allah’ın verdiği doğa ham
maddesinden bir şekilde ona uyumlu, onunla bütünleşik bir inşa faaliyeti
yapmanın adıdır, imar."
Müteahhitlik kavramının etrafında,
bazen çok yanlış algıyla tartışmalar yapıldığını, bu kavramının
kökeninde ahit olduğunu anlatan Davutoğlu, "Yani ahitleşerek, taahhüt
ederek karşılıklı olarak insanların güveni esasında bir iş ve sektör.
Çok saygın insanoğlunu insanoğlu yapan, şehirlerimizi, mekanları şehir
kılan, şehirleri medeniyet kılan medeniyetten söz ediyoruz. Dolayısıyla
bu etik, felsefik arka plan ile modern çağdaş teknolojilerin kesiştiği
yerde, bu sektör Türk ekonomisinin de insanlığın da lokomotif sektörü
olarak hak ettiği yerini almıştır" diye konuştu.
İnşaat sektörünün, ilk çağlardan bugüne kadar olmadığı tarih dilimi bulunmadığını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Başka mesleklerin olmadığı dönemler var ama inşaat sektörü ilk andan
itibaren var ve hep olacak. Dolayısıyla inşaat sektörü etrafında bizim
bu konuya yaklaşımımız, hem ülkemizin kalkınması, hem milletimizin
onurlu, vakur bir şekilde çağdaş konutlarda, çağdaş şehirlerde yaşaması
hem de ekonomimizin küresel ekonomik güçlerle rekabet etmesi bakımından
en kritik sektörden bahsediyoruz. Bu sebeple inşaat sektörünün en
kıymetli temsilcileriyle ki sadece bu salonda değil, bu sektörde küçük
ölçekli işletmelerin oranı yüzde 86’yı buluyor, bu sektörde
işletmelerinin tümünün burada temsilcileri var, bakan arkadaşlarımızla,
yetkili bürokratlarımızla, bu konuyu bu kapsamda almamızın sebebi
hepimizin geleceğini ilgilendiriyor, olması."
İnşaat şirketlerimizin profesyonelliğinden olağanüstü büyük memnuniyet duyuyoruz
İnşaat sektörünün, iç ve dış boyutuyla stratejik bir sektör olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:
"İç boyut itibarıyla en fazla katma değer sağlayan sektörlerin başında
gelir, en çok istihdam alanı oluşturan sektörlerin başında
gelir. Gayrisafi milli hasılaya doğrudan yüzde 5,8 ama 256 sektöre
sağladığı iş imkanıyla yüzde 30’a varacak katkı sağlayan sektörden
bahsediyoruz. İstihdam, bizim dönemimizde yüzde 4,5’ten yüzde 7,4’e
yükseldi, inşaat sektörünün istihdamdaki payı. Yine çok büyük projeleri,
her biri bizim için iftihar kaynağı olacak projeleri artık biz kendi
inşaat şirketlerimize emanet ediyoruz, kendi insan gücümüze emanet
ediyoruz. Bu büyük projelere, her gittiğimde oradaki mühendislerimizin
çalışkanlığından şirketlerimizin profesyonelliğinden olağanüstü büyük
memnuniyet duyuyoruz. Marmaray, 3. köprü, 3 havalimanı, Körfez Geçişi
İstanbul-İzmir Otobanı, hepsi sizlerin birikimi üzerinde milli projeler
olarak gelişmiş projeler. Sizlerle bu anlamda gurur duyuyoruz."
Yurtdışında, dışişleri bakanı olarak yaptığı her ziyarette mutlaka
yurtdışı projeleri takip ettiğini ve o projeler etrafında yapılacak
çalışmaları karşı tarafla müzakere ettiklerini söyleyen Davutoğlu,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başbakan olarak da yine Sayın
Cumhurbaşkanımızın çok etkili şekilde yaptığı tarzda, doğrudan
meselelerinizle ilgileneceğiz. Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri
konusunda da ihtiyaçlar ne ise bunu karşılama konusunda hiç tereddüdünüz
olmasın. Bütün bürokratik mekanizmalarla büyükelçiliklerimizle sizlerin
yanında ve sizlerle birlikte çalışacağız. Bir inşaat şirketimizin
müteahhitlik firmamızın herhangi bir yerde aldığı ki gururumuzu kabartan
projeler. Ekvator Ginesi’nde bir inşaat firmamızın yaptığı proje,
kongre salonu projesi, 2013 yılının en iyi küresel projesi
tanımlandı. Afrika’ya ne zaman gitsek hep bu projeden bahseder, herkes.
Örnek bir proje bir anda Türk müteahhitlik hizmetlerini, Afrika
gündeminde bir model proje etrafında tanıttı."
12 yılda, yurtdışında 260 milyar dolarlık müteahhitlik işi alındı
"Herhangi bir şirketimiz o veya bu hangi alanda olursa olsun eğer yurt
dışında bir şantiye önünde bayrağımızı dalgalandırıyorsa o şantiye bizim
için büyükelçilik şantiyesi gibidir. O şantiye bizim için
büyükelçiliğimizde temsil gücü ne ise aynı temsil gücüne sahiptir" diyen
Davutoğlu, şunları belirtti:
Körfez’in bütün petrolleri bize verilse, İstanbul’un değerini karşılamaz
Türkiye coğrafyası mekanının, dünyanın en değerli mekanı olduğunun altını çizen Davutoğlu, şöyle dedi:
"Bu aziz vatan, her bir köşesiyle bir hazinedir. Birçok kez vurguladım,
yine vurguluyorum: Körfez’in bütün petrolleri bize verilse İstanbul’un
değerini karşılamaz. Bir tek İstanbul dahi bütün o petrol kaynaklarından
çok daha kıymetlidir, değerlidir ve üzerine özenle titrememiz gereken
büyük bir hazinedir. Türkiye’nin coğrafyası, enerji hatları bakımından,
ticaret hatları bakımından, köklü tarihi arka planı ve turizm
potansiyeli bakımından bir hazinedir. Biz bu hazineyi bir büyük ham
madde, büyük lütuf olarak değerlendirip en iyi şekilde planlamamız
lazım."
"Hiçbir şeye bütünüyle hakimiz, bütünüyle biliyoruz ve
şu kararı bir sektöre empoze ediyoruz, diye düşünmedik" diyen Davutoğlu,
sözlerine şöyle devam etti:
"Dikkat ederseniz, hükümeti
kurduğumuz andan itibaren Bakanlıklarımızla kurumlarımızla sektör
temsilcilerimizle benzer toplantılarda, anlamaya, doğru okumaya ve en
doğru kararları almaya özen gösteririz, istişarelerde. Bir süreçten
bahsediyoruz, bir mekan ham maddesini mekan lütfunu en iyi planlamayla
en iyi müşavirlik hizmetleriyle bir inşa faaliyetine dönüştürüp ondan
bir imar, ondan bir şehir ve medeniyet çıkarmalıyız. Şimdi burada bu
sürecin her aşaması sağlıklı işlemesi lazım. Ben 5 ana aşamadan
bahsetmek istiyorum: birincisi psikolojik boyut. Bunun esası güvendir.
Taahhüt de güvenden gelir. Şimdi eğer şirketlerimiz çok uzun vadeli
projelerle hükümetimize gidiyorlarsa bu hükümetimize duyduğu
güvendendir. Üçüncü Köprü, üçüncü havalimanı özellikle hava limanı
projesinde ve diğer birçok projede hükümetin ve siyasi istikrarın
sağladığı güvenle şirketlerimiz cesur adımlar atıyorlar biz de
şirketlerimize güvendiğimiz için açık rekabet prensipler içinde
şirketlerimize büyük şanslar veriyoruz. Çünkü şirketlerimizin
performansı, Türkiye’nin itibarıdır. Bu güveni ve itibarı korumak, bizim
için en temel alandır ve bütün bu sektörün itibarı tek tek
şirketlerimizin itibarıyla güçlenir. Şirketlerin toplam itibarı da o tek
tek üyelere bu bir şekilde önemli bir kazanç olarak döner. Bu güven
ilişkisini korumak durumundayız. Aldığımız her karar, üzerinde
çalıştığımız her yasa bütün vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu kadar
ve onunla birlikte Türkiye’nin ekonomik dinamizminin gerektirdiği
şekilde ele alınır."
Çok farklı şikayetler dile getirildi, mevzuatla ilgili
İnşaat faaliyetiyle ilgili ikinci önemli konunun da mevzuat alanı olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Çok farklı şikayetler dile getirildi mevzuatla ilgili. Bakan
arkadaşlarım not aldı, bunlara cevaplar verildi. Ne düşünüldüğü
anlatıldı ama bilin ki bu notların hepsi değerlendirilecek, mevzuattan
yani kamunun size o inşa faaliyetini yapana kadar imar faaliyetini
yapana kadar gerçekleştirmenizi istediği mevzuat adımlarında herhangi
bir aksama varsa bunları her zaman paylaşmaya hazırız. Burada iki boyuta
iki alana dikkat çekmek istiyorum. Bir: saydamlık ki imar yasasıyla
ilgili düşündüğümüz konulardan bir tanesi önemli boyutu budur. Burada en
önemli şey öngörülebilirlik, kararların ve kuralların açık net olması.
Kararlar, kurallar açık ve netse saydam bir şekilde bütün taraflarca
biliniyorsa, en doğru kararlar alınır. Öngörülebilirse kurallar
belliyse sık sık mevzuat değişiklikleriyle ya da hesaplanmamış imar
değişiklikleriyle bir anda kurallar farklılaşıyorsa işte o andan
itibaren sizler de kamu kesimi de orada yaşayan ve sizlere talip olarak
gelecek olan müşteriler de bundan etkilenir. Dolayısıyla bizim görevimiz
sektörde saydamlığı sağlayacak şekilde süreçlerin doğru işlemesini
sağlamak. Size ikinci görevimiz bu mevzuat çerçevesinde bürokrasinin
basitleşmesidir. Proje takip kamu ihale kanunundaki birtakım hususlarla
ilgili dile getirdiğiniz konular tek tek ele alınacak. Özellikle de
bürokrasinin basitleşmesi kuralların net konulması çerçevesinde biz
üzerimize düşeni yapacağız."
Kamunun 31 Aralık itibarıyla
özellikle karayolu ulaştırma alanında hiçbir müteahhide borcu olmadığına
işaret eden Davutoğlu, "Biz size şunu taahhüt ediyoruz: Girdiğiniz her
işte kamu size hak edişlerinizi, ödeneklerinizi vaktinde verecek. Bu
devletin teminatıdır ama karşılığında şunu beklemek bizim
hakkımızdır: Sadece bir projeyi almak için düşük teklifler vererek, daha
sonra bu düşük tekliflerle aldıktan sonra tekrar tekrar yeni düzenleme
talep etmek, ya da kaliteden feragat etmeye başladığımızda işte güven
sarsılmaya başlar. Hep beraber işimizin en iyisini, bürokratik
süreçlerin en kolayını gerçekleştirmek durumundayız. Bu konuda dile
getirdiğiniz her mesele tarafımızca en kapsamlı şekilde
değerlendirecektir” diye konuştu.
Davutoğlu, zirvede, özellikle
müşavirlikle ilgili dile getirilen hususları dikkatle dinlediğini
belirtti. Türkiye'nin en büyük eksikliğinin bu alanda görüldüğünü ifade
eden Davutoğlu, müşavirlik şirketlerinin, inşaat şirketlerinin
gelişmesine paralel olarak gelişmemesi halinde, "işin kreması" ve "en
önemli boyutu" olarak nitelediği konunun ihmal edilmiş olacağını
kaydetti.
Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bir kaç
örneği yakından bildiğim için, mesela bir ülkede büyük bir ihaleyi
şirketlerimizin almaları için biz de kampanya yapıyoruz. Eğer o ülkenin
müşavir şirketi bunu istemiyorsa, o iş kolay kolay olmuyor ya da
aldıktan sonra o müşavirlik şirketi kullanacağı malzemeyi başka bir
ülkeden talep ediyorsa, yine artı değer olarak bize dönmüyor. O zaman
bizim, bu işin 'soft' hali olan, müşavirlik meselesine eğilmemiz lazım.
Bu konuda arkadaşlarımızın yaptığı değerlendirmelere tamamıyla
katılıyorum. Bu alanın gelişmesi için de ne destek gerekiyorsa vermeye
hazırız. O alan gelişmedikçe diğer alanlarda da gelişmemizde zorluklarla
karşı karşıya kalacağız."
Katma değeri artıracak alanlarda
faaliyet gösterilmesini özellikle istediklerini dile getiren Başbakan
Davutoğlu, Ar-Ge'nin, teknolojinin gelişmesinin önemine işaret etti.
Davutoğlu, sadece statik bina yapımı değil, binaların içindeki ince
unsurlarda da Türk şirketlerinin dünyanın en iyileri arasında olması
gerektiğini söyledi.
Kamu-özel sektör işbirliği modellerinin
geliştirilmesinin önemini de vurgulayan Davutoğlu, şehir hastaneleri,
havaalanları gibi dev projelerde, kamunun büyük yatırım
projelerinde inşaat özel sektörünün en etkin şekilde yer almasını
istediklerini aktardı.
Devrim mahiyetinde attığımız adımlar var
Başbakan Davutoğlu, iş sağlığı ve güvenliği konusunda da şu değerlendirmeleri yaptı:
"Asansör kazalarından sonra bizzat meseleyle ilgilendiğimde gördüğüm
husus şu ki, en fazla iş kazaları inşaat sektöründe oluyor. O da büyük
şirketlerden daha çok, belki küçük şirketlerdeki ve eski usul
çalışmalardan kaynaklanan hususlar. Bu konuda bütün inşaat sektörümüzün,
küçük işletmeleri de içine alacak şekilde çok ciddi eğitimden
geçirilmesine ihtiyaç var. Meslek yeterlilik kurslarının açılması... Bu
konularda zaten şu anda TBMM'de olan devrim mahiyetinde attığımız
adımlar var. Sizlerden bu konularda destek talep ediyoruz. Kanunu
çıkarmak kolaydır. Kanun hakkında konuşmak da kolaydır. Önemli olan
kanunun uygulanması esnasında, o kanunla ilgili bütün tarafların aynı
bilinç ve kararlılıkla o uygulamaya sahip çıkmasıdır. Bu bakımdan iş
sağlığı ve güvenliği konusunda hepimizin sürece katkı yapmasını
bekliyoruz."
İmar sadece inşaat değildir
Kentsel dönüşüm alanının da büyük önem taşıdığını dile getiren Davutoğlu, bu noktada estetiğin devreye girdiğini ifade etti.
"İnsanın estetiği ahlaktır, mekanın estetiği ise mimaridir" diyen
Davutoğlu, Türkiye'de dünyanın en güzel şehirlerinin bulunduğunu
belirtti. Davos'ta yabancı bir iş adamının "Türkiye'ye ailemle gelsem
nereleri ziyaret etmemi tavsiye edersiniz" sorusuna, "Bir ebeveyne,
hangi çocuğunuzu daha çok seviyorsunuz gibi bir soru bu. Ne istediğinizi
bilirsem size ona göre yerler söyleyebilirim" yanıtını verdiğini
anımsatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünyanın en
otantik şehrini görmek istiyorsanız, Mardin'e gidin derim. Nehrin,
dağın, vadinin mekanla, şehirle bütünleştiği yer görmek isterseniz
Amasya'ya. Sahil ve güzel bir kumsal, bahar ise Antalya, yaz ise Bodrum.
Uludağ'ın eteğinde mekanla bütünleşmiş bir Osmanlı şehrini görmek
istiyorsanız, Bursa. Dünyanın en güzel camisini görmek istiyorsanız,
Edirne'de Selimiye.
Hepsini bir arada görmek isterseniz,
İstanbul. İstanbul, fizik ile metafiziğin, mekan ile şehrin başka hiçbir
yerde buluşamayacağı güzellikte bir şehir. Başka hiçbir yerde böyle bir
mekan-şehir dokusu yok. İşte burada, her birinizden talebimiz... İmar
sadece inşaat değildir. İnşaatla başlar ama imar, mimari boyutu söz
konusu olan bir sanat eseri yapmaktır.
Biz kentsel dönüşümde,
bir katılımcı çok güzel vurguladı, '12 yılda gecekondu kültürünü yok
ettiniz' dedi. Evet onu yok ettik ama başka tür, kontrolsüz ve dikey
gecekondulaşma diyeceğimiz türde bir yapılaşma karşısında da tedbir
almamız lazım."
Talepleriniz neyse yerine getireceğiz
Türkiye Müteahhitler Birliği'nin "İnşaat Sektörü Bildirgesi"nde yer
alan "İmar mevzuatı yeni baştan ele alınmalı. Dikey yapılaşma
tercihleri, tarihi ve çevresel doku gözetilerek değerlendirilmeli. İmar
değişikliği uygulamaları, kamu vicdanını zedeleyen, kişilere özel
değerlendirmelerden arındırılmalıdır" ifadelerinin her kelimesinin
altına imza attığını söyleyen Davutoğlu, şehir ve inşaat felsefelerinin
bu çerçevede olduğunu belirtti.
Başbakan Davutoğlu, "İmar
mevzuatı yeni baştan ele alınmalı. Dikey yapılaşma tercihleri ele
alınmalı. Tarihi ve çevresel doku korunmalı. İşte istediğimiz bu bilinç.
Ben, bu bildirgeyi, talepleriyle birlikte ama esas olarak özü ve
felsefesiyle birlikte hükümet bildirgesi olarak görüyorum. Talepleriniz
neyse yerine getireceğiz. Her adımda bu bilinçle davranılması konusunda,
şirket temsilcilerinizi ve çalışanlarınızı bilinçlendirmenizde büyük
fayda olduğu inancındayım" değerlendirmesini yaptı.
Davutoğlu,
"Rekabetçiliği ve Sosyal Uyumu Geliştiren Kentsel Dönüşüm Programı"nın
yarın açıklayacağı sektörel dönüşüm programları arasında yer aldığını
söyledi.
"Kentsel dönüşüm, vatandaşlarımızın bir kentte, insani
ve çağdaş şartlarda yaşaması için zaruridir. Kentsel dönüşüm, tarihi
dokunun ve mekanın, çevrenin korunması için zaruridir" diyen Başbakan
Davutoğlu, kentleri elmas gibi işleminin inşaat sektörünün görevi
olduğunu ifade etti. Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
"Ama
onun elmas gibi korunması, Amasya, Mardin, İstanbul, Bursa,
Edirne örneklerini verdim. Bütün Türkiye'nin şehirleri böyledir, onu
denetlemek de bizim görevimiz. Kimse, burada hükümetin ve inşaat
sektörünün hedef ve tercihlerini karşıtlık içinde değerlendirmemesi
iktiza eder. Hep beraber güzel şehirler kuracağız. Hep beraber gelecek
nesillere, Mimar Sinan'ın bize emanet ettiği İstanbul gibi, Edirne
gibi şehirler emanet edeceğiz. Görkem ancak estetikle bezendiği zaman
insan ruhunu okşar. Ama görkem, estetikten arındığı zaman mimari bir
tiranlığa dönüşür. Onun için hep beraber bunu sağlayacağımıza
inanıyorum."
Kamu Yönetiminde Şeffaflık ve Reform Paketi
kapsamında imar kanununda yapılacak değişiklikle hayata geçecek "değer
artış payı uygulaması"na da değinen Davutoğlu, imar yasasını inşaat
sektörünün temsilcileriyle istişareye açtıklarını bildirdi.
Başbakan Davutoğlu, "Bu, kesinlikle bir rant vergisi, şerefiye vergisi
değildir. Herhangi bir yerde bir arazi, mülk edinmiş olan bir
vatandaşımızın ya da şirketimizin zamanla orada kazandığı değerin
vergilendirilmesi değildir. İmar planı geçmişse o imar planı dolayısıyla
yeni yapılaşma hiç olmamışsa zaten bir şey söz konusu değil. İmar planı
geçtikten sonraki herhangi bir değer artışından vergi alınması
kesinlikle değildir. Sadece var olan imar planı, istisnai olarak
bireysel bir taleple, kamu otoritesi kullanılarak, bir imzayla değer
artışı sağlanmışsa işte orada devreye girecek bir husustur. İstisnai bir
durumdur" diye konuştu.
Kimsenin hak ettiğinin dışında bir şey almaması lazım
İmar planı değişiklikleri sonucu değer artışından belediyelerin pay
almasını sağlayacak düzenlemenin, hem etik hem de ekonomik boyutu
olduğunu belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Belediyelerimizin güçlendirilmesi bağlamında ekonomik ama bir taraftan
da kuralların açık ve net olması bağlamında etiktir. Aynı paftada, aynı
yerde bireysel bir taleple bir araziye verdiğiniz emsal artış, yandaki
başka arsaya verilmemişse büyük bir eşitsizlik yapılıyor demektir.
Burada ortaya çıkan değer artışı, o kişinin emek üreterek artırdığı bir
şey değildir. Vergi, emek üreterek veya finans üzerinden kazanılarak
ortaya konan bir şeydir. Burada ise bir imzayla olacak değer
artışı, kamunun otorite kullanımı suretiyle yaptığı değer artışı söz
konusudur. Ayrıca DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) ve KOP (Kamu Ortaklık
Payı) konusunda da zaten sizin dile getirdiğiniz taleplerden daha
aşağıda uygulamaları biz öngördük. Yine de herhangi bir şekilde, bir
sektör temsilcisinin, bir arkadaşımızın kanaati olursa daha yapıcı, daha
üretken bir teklifi olursa... Bu tasarı, sizlerin görüşlerinden
de istifade edilerek nihai şekli kazanacak."
Yeni düzenlemeyle
inşaat sektörünün işinin kolaylaşacağını, her şeyin öngörülebilir ve
herkese açık olacağını, herhangi bir haksızlığın da
yaşanmayacağını ifade eden Davutoğlu, emsal düşüşü yaşanması, kamunun
aldığı bir kararla arsa veya mekan sahibinin o düşüş nedeniyle yaşadığı
zararın tazminini sağlayacak bir düzenlemenin de yapılacağını bildirdi.
Başbakan Davutoğlu, "Kimsenin hak ettiğinin dışında bir şey almaması ama
hak ettiğinden de bir şey kaybetmemesi lazım" dedi.
Müteahhitlerimizi durdurmak mümkün değil
Küresel rekabette yurtdışı müteahhitlik hizmetlerine her türlü desteği
verdiklerini ve bunu sürdüreceklerini kaydeden Davutoğlu, bazı
ülkelerdeki krizlere rağmen, Türk ihracatçıları ve müteahhitlik
şirketlerinin mucize yarattığını ifade etti. Davutoğlu, "20 milyar
doları aşkın sürekli iş alınıyor. Irak, Rusya ve Libya'daki krize
rağmen. Müteahhitlerimizi durdurmak mümkün değil. Hepsinin bu enerjisine
hayranız, gıpta ediyoruz ve o enerjiyi toplamda ülke adına stratejik
bir kara dönüştürmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız" ifadesini
kullandı.
Yurtdışındaki şantiyelerde dalgalanan Türk bayrağı
ile büyükelçiliklerdeki bayrak arasında hiçbir fark olmadığının altını
çizen Davutoğlu, helal, kurallara bağlı ve dürüst yapılan bir işin
kutsal olduğunu söyledi.
Ortalama yüzde 2'lik kalkınma hızının
ancak altyapı yatırımlarının artmasıyla yakalanabileceğini Davos ve G-20
toplantılarında dile getirdiklerini ve ciddi bir kampanya
yürüttüklerini aktaran Davutoğlu, sektör temsilcilerine, "Bu konuyu
gündemde tutuyoruz çünkü dünyada altyapı yatırımları arttığında, sizin
dinamizminizi bildiğimiz için, Afrika'da da, Latin Amerika'da da, her
yerde size yeni ufuklar açılacak" diye seslendi.
Hem tasarrufu teşvik hem de peşinatlarda kolaylık
Başbakan Davutoğlu, konuşmasının sonunda, konut kredileriyle ilgili yeni teşvik kararını da şu sözlerle duyurdu:
"Konut kredilerinde mecburi olarak yatırılan yüzde 25 peşinatı
biriktirmek için açılan her hesaba, devlet yüzde 15-20 nispetinde
katkıda bulunacak. Hatırlarsanız, Aile ve Sosyal Hayatı Koruma
programında 'Çeyiz Hesabı' ilan etmiştik. Aile, bir çocuğun evlenmesi
için ya da belli bir yaştan sonra bir hesap açıp para biriktirmeye
başlarsa 18 yaşına geldiğinde, evlenirken onun yüzde 15'ini devlet
verecek dedik. Benzer şekilde, 'Ben konut almak için para
biriktiriyorum' diyen bir vatandaş, bankada bir hesapta para
biriktirmeye başlarsa üç yılda, beş yılda, konut aldığı anda hesapta ne
kadar biriktirmişse devlet ona yüzde 15 katkıda bulunacak. Diyelim,
hesap açtı, üç sene içinde 50 bin lira biriktirdi. Ama konut almak
şartıyla açılan bir hesap. Sizin yüzde 25 peşinatı yatırmak için
biriktirdiği o para, 50 bin liraysa yüzde 15'i nispetinde ona katkıda
bulunulacak. Böylece, 57 bin 500 lira olacak. 100 bin liraysa 15 bin
lira. Devlet onu verecek. Böylece tasarrufu teşvik anlamında da
peşinatları kolay yatırmak anlamında da teşvik mahiyeti taşıyacak."
İnşaat sektörüyle gurur duyduklarını dile getiren Davutoğlu, konuşmasını sektör temsilcilerine başarı dileyerek tamamladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder