Ahsarla #etiket
Anayasayı değiştirecek çoğunlukla geleceğiz AK Parti 29 Ocak 2015 ANKARA
Başbakan
Yardımcısı Kurtulmuş, milletvekilliği seçimlerinde anayasayı
değiştirecek bir çoğunlukla AK Parti'nin Parlamento'ya geleceğini
belirtti.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, milletvekilliği
seçimlerinde anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla AK Parti'nin
Parlamento'ya geleceğini belirterek, "Bu anayasayı değiştirecek
çoğunlukla geldikten sonra, sistemi değiştirmeyi hedefine koymuş bir
parti olarak AK Parti, başta anayasa olmak üzere bütün antidemokratik
yasalardan Türkiye'yi temizleyerek, yeni Türkiye'nin inşası
sürecini inşallah tamamlayacaktır. Yeni anayasanın merkezinde başkanlık
sitemi esas olmak üzere, yeni bir anayasa sürecini inşallah bu millet
gerçekleştirecektir" dedi.
Kurtulmuş, parti genel merkezinde
düzenlenen, "AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanları Toplantısı"nda konuşmasında, kadınlar için siyaset yapmanın erkeklerden
daha zor olduğunu söyledi.
Toplantının özellikle 2015 genel
seçim kampanyasına güç katması temennisinde bulunan Kurtulmuş, yapılan
hiçbir çabanın boşa olmadığını vurguladı.
Siyaseti sıradan bir
uğraş olsun diye, vakit doldurmak için yapmadıklarını, milletin
kendilerine emanet ettiği sorumlulukların farkında olduklarını aktaran
Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bizim meselemiz bir siyasi
partinin rutin işlerini yürütmek değil, bizim davamız büyük
medeniyetimizi en güçlü şekilde yeniden inşa etme davasıdır. Böyle
olunca her zorluk kolaylıkla aşılıyor, böyle olunca bizim bilerek
attığımız adım karşısında bilmediğimiz birçok kapı karşımıza açılıyor.
Bu bilinci hiçbir şekilde kaybetmeyeceğiz. 'Biz ne için siyaset
yapıyoruz?' Bu soruyu her gün kendimize soracağız, bir araya
geldiğimizde soracağız, bu bilinci hep artırmaya ileriye götürmeye
gayret edeceğiz."
Türkiye'nin önemli bir değişim
sürecinden geçtiğini ve bu başarının içerisinde tüm AK Parti
kadrolarının emeğinin olduğunu anlatan Kurtulmuş, "(Yeni Türkiye, eski
Türkiye) dediğimiz şey laf olsun diye söylediğimiz bir argüman değildir.
Türkiye, 12 yılda çok büyük başarılar kazandı. Türkiye'de 12 yıldaki
büyük başarının ardındaki bir numaralı etken Türkiye'de zihniyet
değişiminin, devletteki zihniyet değişiminin yapılmaya başlanmış
olmasıdır. Bizim gibi ülkelerde devletin zihniyet değişimini
başaramazsanız, zaten bu söylediğimiz ekonomik ve siyasi başarıları
sağlayamazsınız" diye konuştu.
Kurtulmuş, çok partili süreçten
alıntılar yaparak, "Eski Türkiye''yi birtakım elitlerin, egemenlerin,
ekonomiyi ve siyaseti yönettiği alan olarak tanımladı.
Bu
Türkiye'de her şeyin kararının merkezden verildiğini, milletin
ise sadece oy atan bir mekanizmadan ibaret görüldüğünü aktaran Numan
Kurtulmuş, "Aynı şekilde illerde, büyük ilçelerde şehir kulüpleri vardı.
Vali, kaymakam, o ilçenin önde gelenleri burada bir araya gelir, sadece
kendi aralarında oturur kalkarlar, halktan uzak bir şekilde pişpirik
oynarlardı. Devlet dediğiniz şey şehir merkezlerinde buydu, küçük
yerlerde ise jandarmaydı. Halkın düğünlerinde, taziyelerinde bulunmayan
bir şeydi devlet" değerlendirmesinde bulundu.
Bu dönemde devletin ve milletin bir birinden ayrı ve uyuşmazlık içinde
olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Şapka, kravat takarsan adam olursun
sanırlardı. Batılılaşmanın, Batı'yla teknikte, sanatta, fende mücadele
etmek olduğunun farkında değildiler, çünkü Batılılaşmayı sadece mukallit
olarak görüp, oradaki ilmi, fenni almak yerine onların adet ve
göreneklerini zorla millete empoze etmeyi marifet kabul ederdi" dedi.
Kurtulmuş, daha yakın zamana kadar üniversitelere başörtüsüyle girmenin
yasak olduğunu dile getirerek, 80 bin oy alarak milletvekili seçilen
Merve Kavakçı'yı hatırlattı.
Dönemin cumhuriyet
savcısının Kavakçı'nın evinin kapısına dayandığını, Parlamentoda
ise milletvekillerinin yuhalaması eşliğinde Kavakçı'nın Meclis'ten
atıldığını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başörtüsünü sadece bir dini sembol olarak ilan etmeleri boşuna
değildir. Aslında başörtüsü milletin özgürlüğünün, milletin değerlerinin
Ankara'ya taşınmasının sembolüydü. Bunu hazmedemediler. Bütün kapıları
duvar haline getirdiler. Ama çok şükür 'başörtülü milletvekili olursa
laiklik elden gider' diyenler şimdi nerede. Türkiye öyle bir noktaya
geldi ki işte Meclis'te altı arkadaşımız başörtülü şekilde
milletvekilliği yapıyor. Bundan sonra da olacak, olmaya devam edecek.
Her mecliste inşallah başörtülü arkadaşlarımız da olacak, başı açık
arkadaşlarımız da olacak. Çünkü millet de ne varsa, milletin
temsilcileri burada Ankara'da olacak. Ne oldu laiklik elden gitti
mi? Onlar laiklik türküleri söylerken, aslında söyledikleri 'ipler bizim
ellerimizden gider' dedikleri için bunu söylüyorlar."
Gençliklerinde Kürtçe kaset satılamadığına değinen Kurtulmuş, Şivan
Perver ile İbrahim Tatlıses'in Diyarbakır'daki buluşmasını hatırlattı.
Dersim olaylarını anımsatan Kurtulmuş, şunları söyledi:
"Biz, şimdi Alevi yurttaşlarımızın haklarının, inançlarının aynen Sünni
yurttaşlarımız gibi Türkiye'nin birinci sınıf yurttaşları olarak
sürdürmelerinin en doğal, en tabii hakları olduğunu söylüyor ve bununla
ilgili her türlü hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Bir devletin zihniyetini
değiştirmek, deveye hendek atlattırmaktan zordur. Bu söylediklerim
asırlar içinde olmadı, kısa bir sürede oldu. Başörtüsü meselesi de
Kürtçenin bir kimlik olarak ortaya çıkması da Alevi kardeşlerimizin eşit
yurttaşlıklarının açık bir şekilde ortaya koyulması da. Türkiye,
ceberrut devlet anlayışından kerim devlet anlayışına geçmiştir. Zihniyet
devrimi sağlanmıştır."
Kurtulmuş, atılacak daha çok adım
bulunduğunu dile getirerek, AK Parti’nin ikinci başarısının ise ekonomik
ve siyasi reformları eş zamanlı yapması olduğunu söyledi.
Artık IMF'nin karşısında borç verme taahhüdünü gerçekleştirmiş bir
Türkiye olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bunun özgüven sayesinde
gerçekleştirildiğini aktardı.
Türkiye'de bir özgüven inşasının
başarılmasının üçüncü büyük başarı olduğunun altını çizen Kurtulmuş,
"Bir millet yapabileceğine, yani iktisadi ve sosyal anlamda başarı
kazanabileceğine inanırsa başarır. Türkiye 13 yıllık süre içerisinde
özgüven inşasini başarmıştır" ifadesini kullandı.
''Eli kolu her yere uzanan bir Türkiye var''
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Etiyopya, Somali ve Cibuti
ziyaretlerini hatırlatan Kurtulmuş, artık eli kolu dünyanın her yerine
uzanabilen bir Türkiye'nin olduğunu söyledi.
Numan Kurtulmuş,
zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rağmen Afrika'nın hala bir asır
evvelki gibi olduğunu belirterek, yeni emperyalizmin terörü kıtada bir
maşa olarak kullandığını vurguladı.
Somali ziyaretine atıfta
bulunan Kurtulmuş, "Biz gitmeden 2 gün evvel bomba patlattılar. Ama
Sayın Cumhurbaşkanımız 'madem gitmemizi istemiyorlar biz de
gideceğiz' dedi. Oraya gitmemizi istemedikleri için o bomba patlatıldı.
Somali, Cibuti’den beter. Açlık, kıtlık, sefalet diz boyu. Ama bir
bakıyorsunuz terör örgütlerinin elinde en modern silahlar. Şu soruyu
sormak, o insanların elinde bir lokma ekmek yokken, kim bu insanların
eline bu gelişmiş silahları verdi" diye konuştu.
Türkiye'nin yaptığı insani yardımlar ve yatırımlardan söz
eden Kurtulmuş, önceki gün Sierra Leone ve Liberya'ya 150 ton tıbbi ve
insani yardım malzemesi gönderdiklerini açıkladı.
Kurtulmuş, önceki gün enteresan bir gelişme olduğuna değinerek, şöyle konuştu:
"İki olay üst üste geldi. Bunlardan birisi 2. Dünya Savaşı'ndan sonra
Yahudilere yapılan soykırım, Holokost'un 70. yıl dönümünün olduğu günde
çok ilginçtir, Kahire’de toplanan BM Gazze’ye Yardım Komisyonu, Gazze'ye
yardım yapamayacağını, çünkü yardım teklifinde, taahhüdünde bulunan
ülkelerin bu yardım taahhüdünü yerine getiremediğini ve komisyonun
fonksiyonsuz kaldığı için faaliyetlerinin durdurulduğunu ilan etti.
Holokost'un yıl dönümünde, Holokost benzeri bir zulmü uygulayan
Yahudiler'in zulmüne karşı bütün insanlık bir araya geliyor ve sadece
oradaki yıkıntıları tamir edecek, bir ufka, imkana sahip olmuyor.
Bıraksınlar Türkiye olarak biz Gazze’yi baştan aşağı yeniden inşa
edelim. Bu mesele bir inanç meselesidir."
AK Parti'nin dördüncü
başarısının vesayetlerle mücadele olduğunu aktaran Kurtulmuş, "Siyasi,
ekonomik vesayetler, yargı vesayetleri vardı. 68 siyasi parti kapatıldı.
Eski Türkiye’de kapalı kapılar ardında cumhurbaşkanı seçilirdi. Allah'a
çok şükür kapalı kapılar ardından karar verilen bir
cumhurbaşkanlığından, doğrudan doğruya milletin oyuyla seçilmiş Recep
Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı seçildi. Bizatihi milletin kendisi kazandı,
77 milyon kazandı" değerlendirmesinde bulundu.
Milletvekilliği seçimlerine de değinen Kurtulmuş, milletin oyunu değil, gönlünü kazanmak istediklerini söyledi.
Milletle aralarında kurdukları bağı asla koparmayacaklarına dikkati çeken Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Gönül bağımızı kıracak, zayıflatacak hiçbir hareketin, sözün
içerisinde olmayacağız. Bunun yolu da mütevazı olmaktan geçiyor. Bizim
medeniyetimizin siyasetteki en büyük düşmanı kibirdir. Bu millet de
kibirle iş yapan siyasetçiyi ta kilometrelerce öteden tanır. Biz,
herkesin gönlünü fethetmek için hareket etmeye mecburuz. Pozisyonumuz ne
olursa olsun, halkın ayağına gideceğiz. İnanın ki sabırla,
kararlılıkla, bu büyük medeniyet mücadelesinin gerektirdiği adımlarımızı
atarsak, milletle gönül bağımızı kurmaya devam edersek, bizim hangi
gerekçe ile olursa olsun, herkesten daha fazla sorumluluk sahibi
olduğumuzu bilirsek inanın bu millet bizi asla bırakmayacaktır. Bu dönem
büyük bir sorumluluk içindeyiz. Az vaktimiz kaldı. Türkiye bu siyasi ve
ekonomik reformlarını sürdürmeye 2015 seçimlerinden sonra da devam
edecek. İnşallah bu seçimlerde anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla
yeniden AK Parti Parlamentoya gelecek. Bu anayasayı değiştirecek
çoğunlukla geldikten sonra, sistemi değiştirmeyi hedefine koymuş bir
parti olarak AK Parti, başta anayasa olmak üzere bütün antidemokratik
yasalardan Türkiye'yi temizleyerek, yeni Türkiye'nin inşası
sürecini inşallah tamamlayacaktır. Yeni anayasanın merkezinde başkanlık
sitemi esas olmak üzere, yeni bir anayasa sürecini inşallah bu millet
gerçekleştirecektir. Siyasi Partiler Yasası'nı, Seçim Yasası'nı, Meclis
İç Tüzüğü'nü ve diğer 12 Eylül kalıntısı ne kadar antidemokratik yasa
varsa bunların hepsini çöplüğe atacağız."


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder