17 Aralık'ta yapılanma fark edilmeseydi, Gülen'in Pensilvanya'dan Türkiye'ye Humeyni'nin İran'a dönüşü gibi dönebilirdi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ 28 Oca 2015
Humeyni gibi dönebilirdi
Adalet Bakanı Bozdağ, 17
Aralık'ta yapılanma fark edilmeseydi, Gülen'in Pensilvanya'dan
Türkiye'ye Humeyni'nin İran'a dönüşü gibi dönebileceğini söyledi.
Bozdağ
özel yetkili mahkemelere dönüş yaşanacağına dair haberleri yalanladı.
Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ
gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bozdağ 17 Aralık'ın
"Türkiye'nin dönüşüme dur dediği gün"
olduğunu söyledi:
"Eğer
17 Aralık olmasaydı veya geç olsaydı, millet bu yapılanmanın Türkiye
içinde eriştiği gücün farkına varmamış olsaydı, Fethullah Gülen,
Pensilvanya'dan Türkiye'ye Humeyni'nin İran'a dönüşü gibi dönebilirdi.
Bu açıdan baktığımızda 17 Aralık, Türkiye'nin böylesi bir dönüşüme 'dur'
dediği gün de olmuştur."
Özel yetkili mahkemelerin dönüşü iddiası
"Özel
yetkili mahkemelerin geri döneceği"ne yönelik iddiaların yer aldığı
haberi çarpıtma olarak nitelendiren Bozdağ, "Bu kesinlikle özel yetkili
mahkemelerin yeniden dönüşü değildir. Çünkü özel yetkili mahkemeler özel
soruşturma usulü olan, özel yargılama usulü olan hususlara bakan
mahkemelerdir" diye konuştu:
"Şu anda Türkiye'de soruşturması
ve yargılaması farklı herhangi bir suç yoktur. Dolayısıyla 'özel yetkili
bir mahkemenin kurulduğunu' söylemek fevkalade büyük bir çarpıtma olur.
Yürüyen çalışma sadece ihtisaslaşmayı temin etmenin bir çalışmadır. Bu
da insanların lehine olan bir çalışmadır."
"İhanet olarak görüyorum"
Adalet
Bakanı Bozdağ, "MİT tırlarıyla ilgili konu bana göre, hukukun bilerek
ve isteyerek çiğnendiği, kötüye kullanıldığı bir hadisedir. Ben ihanet
olarak görüyorum Türkiye ve Türkiye'nin hukukuna" ifadelerini kullandı.
Bozdağ, MİT tırlarının aranmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Reyhanlı'da
bir terör saldırısında onlarca vatandaşımız şehit oldu ve onlarcası da
yaralandı. Hatay, Reyhanlı özel yetkili savcılık bakımından Adana'ya
bağlı. Bu soruşturmayı yapanlar tıra gittiler, Kırıkhan'da gittiler,
başka yerde tırın üzerine çıktılar, ellerindeki kameralarla görüntüler
çektiler ama Hatay Reyhanlı'da bu kadar insanımız hayatını kaybetti.
Bunlardan hiçbiri Adana'dan kalkıp olay yerinde bir inceleme yapmadı.
Çok ilginç."
"Kimden talimat aldılar?"
Bozdağ
MİT tırlarının "Türkiye'yi teröre yardım eden bir ülke olarak göstermek
ve uluslararası mahkemelerde yargılatmak için arandığını" savundu:
"Bütün
bunların sebebini vatandaş olarak, Adalet Bakanı olarak soruyorum.
Sadece muhbiri doğru yerine koyup, hareket eden, kanunu bir tarafa atıp,
kendi keyfine göre hareket etmesini sağlayan güç nedir; kimden bu
talimatı aldılar? Anayasa, yasa bu yetkiyi vermiyor. Neden yapıldı bu
kanun çiğnemeleri? Türkiye'yi teröre yardım eden bir ülke olarak
göstermek için yapılmıştır, birinci nedeni budur.
İkinci
nedeni Türkiye'nin Başbakanlığını, hükümetini uluslararası mahkemelerde
yargılatacak bir süreci başlatmak, orada yargılanmasını sağlamak. Üçüncü
bir nedeni de MİT uluslararası bir boyut kazandı. Türkiye'nin
istihbarat teşkilatına güvenenlere bir mesaj verilmek istendi. 'Siz
Türklere güvenmeyin, onlar kendi ülkelerinde bir yerden bir yere tır
dahi sevkedemiyorlar' dedirtmek gibi birtakım hedefleri var. Bunların
her biri bu ülkeye ihanettir."
"Adalet Bakanı'na terörist muamelesi yapan bir anlayış"
Bozdağ,
"Benimle ilgili terörden soruşturma başlattılar. Terörle yetkili savcı,
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı hakkında terörle ilgili dosya açtı.
Düşünün, Adalet Bakanı'na terörist muamelesi yapan bir anlayış. Bu,
bakana terörist muamelesi yapmaktır. Bu, böyle bir şey olabilir mi?
Adalet bakanları, savcıları her zaman aramıştır" dedi.
Fethullah Gülen'in iadesi
Bozdağ, Fethullah Gülen'in iadesi konusunda ABD'den beklentilerini anlattı:
"Ben
Fethullah Gülen'le ilgili iade talebi ve kırmızı bülten çıkarılması
üzerine ABD'nin Türkiye ile ilgili bu olumlu ilişkileri
sürdürebileceğine, sürdürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu tabii ABD'nin
kendi iç değerlendirmesi olacak. Ancak bizi bağlayan hukuk, ikili
anlaşmalar var. Biz Türkiye olarak bu hukuka, ikili anlaşmalara Türkiye
nasıl uyuyorsa, ABD'nin de uygun davranmasını bekleme hakkına sahibiz."
Yurtdışındaki okulların dönüştürülmesi
Bozdağ
yurtdışında eğitim ve din konusuyla ilgilendiği düşünülen insanların,
eğitim ve din konusu dışında her şeyle ilgilendiğini söyledi. Bozdağ,
Gülen Cemaati'nin öncülüğünde açılan Türk okullarının dönüştürülmesi
konusunda şunları söyledi:
"Bu kurumların, Türkiye aleyhine
çalışmaların yürütüldüğü üslere dönüştüğünü de görüyoruz. İşi gücü
eğitim olan bir kurumun yöneticileri, orada çalışanlar, onlarla
işbirliği yapanların, Türkiye aleyhine ilgili ülkeler karar alsın,
Türkiye aleyhine sonuçlar çıkarsın, Türkiye'yi orada kötü bir noktaya
taşısınlar diye bir gayretin, bir çabanın içerisinde olduğunu siz ülke
olarak görürseniz, buna dair bir tedbir alma gerekliliği duymaz
mısınız?"
Şimdi soruyorsunuz, işi gücü eğitim olan biri,
ülkenin başbakanını dinlediğinde elde ettiği veri ne işine yarayacak?
Genelkurmay Başkanı'nı, Cumhurbaşkanı'nı dinlediği zaman dini amaçlar
bakımından bunu nasıl kullanacak, eğitim amaçları bakımından bunu nasıl
kullanacak? Bu bilgiler ne işine yarar? Bu bilgiler nereye transfer
edildi?"
"Gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu kimse yok"
Bozdağ
bazı uluslararası kuruluşların, Türkiye'de gazetecilik faaliyetinden
dolayı tutuklanan gazeteciler olduğuna ilişkin iddialarını
değerlendirirken, Türkiye'ye yönelik bir "karalama kampanyası", "algı
operasyonu" ve "kirli bir operasyon" yürütüldüğünü bildirdi.
Bozdağ,
"Sadece gazetecilik yaptı diye Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunuyor
diyenler iftira yapıyorlar. Türkiye cezaevlerinde gazetecilik faaliyeti
nedeniyle tutuklu hiç kimse yok" dedi.
AİHM'deki Perinçek davası
Adalet
Bakanı Bozdağ, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in AİHM'de
görülmeye başlanan soykırımı inkâr davasının temyiz duruşmasıyla ilgili
değerlendirmelerde de bulundu. Bozdağ, "Bugün Büyük Dairede görüşülecek
husus, tarihi bir husus. Hem Türkiye, hem de Avrupa Birliği değerleri
bakımından tarihi öneme haizdir" dedi. Bozdağ, Avrupa'nın söz konusu
yasal düzenlemeye karşı sessiz kalmasını eleştirdi, temyiz talebinin
kabul edilmesinin ne anlama geleceğini yorumladı:
"Türkiye'yi
ifade hürriyeti, basın hürriyeti üzerinden eleştiren AB'nin, Avrupa
Konseyi'nin ve diğer Batılı yetkililerin İsviçre'deki ifade hürriyetini
ret ve inkâr eden bu yasal düzenleme karşısında sessiz kalmalarını
kınıyorum ve yadırgıyorum. Eğer Büyük Daire, İsviçre'nin temyiz talebini
reddetmez, kabul ederse; bunu çok net söylüyorum, Avrupa Birliği'nin
üzerinde yükseldiği bütün değerlerin reddi, inkârı anlamına gelir. Eğer
öyle bir karar çıkarsa bu karar AB'nin ve Avrupa'nın insan haklarına,
ifade hürriyetine verdiği değer anlayışının iflası anlamına gelir."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder